Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 12 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir
Dergi Satış Noktalarımız

MAYIS 2017

Çizgiyorum – G. Öykü Doğan Sayfa:2
Politik ve Medyatik Post-Gerçek: Yeni Bir Kavram, Yeni Bir Dünya – Nilgün Tutal Sayfa:4
Politikacıların yalanı, manipülasyonu, dezenformasyonu mutat bir şekilde kullanmaları; yalan haberlerin özellikle çevrimiçi haber platformlarında ve sosyal medyada hızlıca yayılması; sürecin rasyonel tartışmalara değil, asparagasa dayalı polemiklere, hezeyanlara dayanmasına sebep oldu.
Post-Gerçek: Şeytanla İmzalanan Yeni Sözleşme – Nilgün Tutal Sayfa:6
Politik ve medyatik popülizm geliştirdiği yeni karşı-gerçek üretme düzenekleriyle gerçeği toplumsal şeffaflık ideolojisinin içine kolayca hapsedebiliyor. Gerçeğin her şeye rağmen ortaya çıkmayı başardığı anlarda ise, toplumsal düzeni yıkmak isteyenlerin (teröristlerin) bir komplosu olduğu açıklaması çabucak kabul görüyor; gerçek, baskı ve şiddet düzenini sarsma gücüne bir türlü sahip olamıyor.
Keyes’in Gözünden Post-Gerçek: Görmezden Gelinen Yalanlar Çağı Sarphan Uzunoğlu Sayfa:11
Politika konusunda en çok anlatılagelen ve en küresel hikâyelerden biri olan Kral Çıplak hikâyesi, sürdürülebilir yalanlarla ilgili en iyi hikâyedir. Günümüzde ABD, Rusya ya da dünyanın herhangi bir noktasında –Türkiye elbette hariç değil– yalanların ne kadar sürdürülebilir olabileceği sistemin, toplumsal barışın ve en önemlisi de politikacıların ömrünü belirlemektedir.
Post-Gerçek Dönem: Sebepler ve Sonuçlar – Orhan Şener Sayfa:15
Politik düzlemde sorunun kaynaklarından biri olan diğer etken demokratik kurumlara duyulan güvenin azalması ve demokrasi dışı aktörlerin kasıtlı, bilinçli müdahaleleri olarak görülebilir.
Yalan Dünya! – Korkmaz Alemdar Sayfa:18
Post-gerçeği hazırlayan/yaratan küreselleşmenin demokratik toplumlarda doğurduğu sorunlardır. İşini kaybeden, fakirleşen, gelecek için iktidar sahiplerinden umudunu kesen geniş kitleler sorunlarına çare olacağını sandıkları kişilerin “düzeysiz”, “gerçeklerden uzak” söylemlerinden çok, kendi özlem ve duymak istediklerine önem verir hale geldiler. Bu gücün en önemli başarısı Donald Trump’ı başkanlığa taşıması oldu. Basının özgürlüğü, kamuoyunu aydınlatması, iktidarı denetlemesi gökkubbede hoş bir seda haline dönüşüverdi.
Sahtenin “S”si – Aydın Çam Sayfa:21
Sahtenin gerçeğe dönüşmesi, onu gerçek kabul etmeye hazır bir kitle ile zamana bağlı yalnızca. Dilediğiniz kadar aslını bilin ve “Hayır, bu sahte!” diye haykırın; kendimizi de ikna etmemiz sadece zaman meselesi. Şöyle bir düşünün, aslında ne kadar büyük bir sahtenin içinde yaşıyoruz. Hayatımız hangi yalanların üzerine kurulu? Hoş, inkâr edeli çok uzun zaman olduğu için artık yalan sayılmazlar.
Yaşamaya (Öykü) – Alper Beşe Sayfa:26
Ateş ve Barut – Deniz Özbeyli Sayfa:28
Kafkaslardaki ulu doruklar mı, Olympos mu, artık neresiyse Prometheus’un çıktığı yer… O zirve nerede, Çin nerede! Dünya küçük demek ki! Ve ateşle barut öyle hızla ve kimseler görmeden, öyle hissettirmeden buluşuvermiş ki, bir anda insanoğlunun başına çorap örülmüş. Bu kez, ateşimiz de barutumuz da biziz. Bizatihi kendimiz. Kadın ve erkek; buyurun size iki muamma. Evet, iki muamma, bir araya gelince amma… Bunlar gönül işleri: lezzetli, ama eziyetli; heyecanlı, ammavelakin tehlikeli; bazen övülür ama çoğunlukla dövünülür.
Patricia Cornwell’in Whitechapel Canisi – Taner Ay Sayfa:30
Kentte onbinlerce genç ve güzel fahişe varken, katilin Whitechapel’ın yaşlı, çirkin ve sarhoş fahişelerini yeğlemesi, asla bir tesadüf olamazdı. Katil aslında “sınıfsal temizlik“ yapıyordu. Karındeşen Jack yalnızca işçi sınıfına düşmandı.
Gölgemiz: Karanlık Kardeşimiz – Tuğçe Isıyel Sayfa:42
Hermann Hesse, “Klein ve Wagner” anlatısında kayıpları, ikircikli duygu durumlarını, karanlık taraflarımızı, yabancılaşmayı, bellek ve belleksizliği varoluşsal çatışmalarımıza usul usul ilikliyor. Tüm bu zıtlık gibi görünen şeyleri bir bütünün içinde anlamdırmamızı sağlıyor.
Spinoza Felsefesinde ‘Şiddet’in Yeri – Halûk Sunat Sayfa:46
‘Psikanalitik duyarlık’la bakan benim içinse, ‘şiddet’in Spinoza felsefesindeki konumlanışı sorunludur. Sonsuzluğu içindeki doğadan (Tanrısal tözden) gelen insanın özü de, geldiği şeyin düzeni ile bir ve aynı şey olmak üzere, sonsuzluğa açık (ondan ayrışıp kipselliğini, kendinde çözünüp ona dönüşünü mümkün kılan) bir kuruluşta olmalı; yani, sonsuzluğun doğası gereği, karşıtların biraradalığı’na, o demektir ki, ‘yaşam’ (‘Eros’) ve ‘ölüm’ (‘Thanatos’) dürtülerinin devingen-diyalektik birliğine dayalı olmalıdır.
Opus Zalimlik (Şiir) – Ali Özgür Özkarcı Sayfa:52
Şiirler (Şiir) – Alperen Yeşil Sayfa:54
Mehmet Eroğlu ve Üç Ölümcül Günah Çiğdem Ülker Sayfa:55
Mehmet Eroğlu, 2017 Ocak’ında okura sunduğu son romanı Mermer Köşk’te (İletişim Yay.) başrolü kıskançlığa veriyor ama paraya duyulan yakıcı hırs ve karşı cinse duyulan tutku da öyle açıkça sunuluyor ki bu hırslar herhalde ancak ölünce sona erer diye düşündürüyor okuru.
Kekten (Şiir) – Mehmet Karaca Sayfa:58
Edebiyattan Esinlenen Resimler ve Nedim Günsür – İnci Aydın Sayfa:59
“10’lar” resim grubunun içinde yer alan Nedim Günsür’ün resimlerinde naif özellikler taşıyan figüratif bir anlayış hâkimdir. İnsan-doğa ilişkisine edebiyat alanından esinlenerek yeni bir yorum getirmiştir.
Beyrut (Şiir) – Betül Dünder Sayfa:64
Gülünü Solduran Zaman – Feridun Andaç Sayfa:65
Evet, bir karşılaşma ânının insan üzerinde bu denli etkili olabileceğinin tanığıydın. Daha yakın zamanda başına gelen de buydu. Sözcükleri güne taşıman, duygunun diliyle yazman da bundandı.
Refik Durbaş: Hafızanın Bereketi – Şeref Bilsel Sayfa:68
Refik Durbaş’ta sadece gençlik, olgunluk anıları yok; çocukluğa ilişkin de pek çok anının izi var. ‘Şairdir, Ne yapsa Yeridir’ der… burada dinlenip düşünmek lazım. Geniş bir davranış kontenjanı ayırıyor şairlere. Kaybetmek için gelen şairler, anılarda kazanıp duruyor! Bu hatıraların çoğuna şiirlerinde rastlıyoruz.
Refik Durbaş: Şiirli Bir Hayat – Faris Kuseyri Sayfa:72
Şiirin her haline, büyük şiir yolculuğumuzun her durağına dokunan yazılar var Red’de. Burada genellikle düşülen bir hata ile şairleri ulaşılmaz hatta mitolojik birer “obje” olarak ele almıyor Refik Durbaş.
Refik Durbaş’ın Şair ve Şiir Güncesi: “Red” – Mahir Ergun Sayfa:74
Refik Durbaş, hayatta kalanlardan biri ve bir gazeteci-şair olarak sürdürüyor savaşımını.
Yeni Şiirler Arasında – küçük İskender Sayfa:76
Genç şair adayı arkadaşlarımdan ricam şu: Ölmek üzerine değil, ölüm üzerine yazın biraz da. Yaşadıklarınız üzerine değil, yaşam üzerine yoğunlaşın. Çıkartın kendinizi meseleden ve arda kalanla yüzleşin, sevişin, savaşın. Bu ayın şairlerine bakarsak Arif Mete, Emine Bayındır, Belemir Uzun ve Cantürk Akben.
Benliğimin Sürgünü (Şiir) – Belemir Uzun Sayfa:76
Tuhafın Hikâyesi (Öykü) – Oya Özgür Sayfa:77
Yaz Hikâyesi (Öykü) – Aysel Arslan Sayfa:79
Bahar Makamında Beş Dakika Ara (Şiir) – Arif Mete Sayfa:80
Yasak Heceler (Şiir) Cantürk Akben Sayfa:82
Gececi (Öykü) – Uğur Demircan Sayfa:83
Değişim (Öykü) – Evrim Ulusan Sayfa:86
Soğuk Çöl (Şiir) – Emine Bayındır Sayfa:88
Varlık Kitaplığı Sayfa:89
Âba Müslim Çelik ile Söyleşi – Merve Tellioğlu Sayfa:89
Güzel, tarif edilemediği gibi şiirin gerçek tarifi de mümkün değildir.
“Ortaçağdan On Sekizinci Yüzyıla İngiliz Kadın Yazarlar” / Editör: A. Deniz Bozer – Kübra Vural Sayfa:92
Köklü bir geçmişe sahip olan İngiliz edebiyatında edebiyat dışı metinlerle olsun, farklı edebi türlerde olsun pek çok farklı konuda kendi görüş ve duygularını yansıtan birçok kadın yazar vardır. Ortaçağdan günümüze bu kadınlar ürettikleri çeşitli tür ve temalardaki eserlerle bir yazın geleneği oluşturmuşlardır. Türk okuyucusunu anadilinde bu gelenekle tanıştırmak üzere Hacettepe Üniversitesi İngiliz Edebiyatı ve Kültürü Araştırma ve Uygulama Merkezi dört kitaplık bir dizi projesi başlatmıştır.
“Şiir Boyun Eğmez” / Haz.: İsmail Biçer – Hasan Akarsu Sayfa:93
02-06 Haziran 2016 tarihleri arasında 10. Uluslararası İstanbul Şiir Festivali yapılmıştı. Şenliğe katılan ozanların şiirlerinden oluşan Şiir Boyun Eğmez adlı seçki, şenliğin ne denli nitelikli olduğunu gösteriyor. İlkesi, “Şiir boyun eğmez, insanlık yenilmez” olan etkinlikte, kapitalizmin şiiri teslim almak istese de şiirin teslim olmayacağı, yenilmeyeceği, şiirin özgürleştiriciliği vurgulanıyor.
“Kerteriz Vbg. Vbg. Vbg.”, “Dörtçeker”, “Kurşunkalem Nüsha” / Mustafa Özturanlı – Fatma Yeşil Sayfa:94
Sürprizlerle dolu bir kitap Kurşunkalem Nüsha. Her an her şey çıkabilir okurken karşınıza. Örneğin, İzmir’in geçmişte tanık olduğu ilanlar: Gazino ilanları, düğün-nişan ilanları, Kültür Park ilanları…
“Smyrna’nın Gözyaşları” / Gülseren Engin – Bahri Karaduman Sayfa:96
Kurtuluş Savaşı yıllarındaki gerçek olayları belgelere dayanarak anlatıyor Gülseren Engin. Yalın, ama canlı, derinlikli bir dille okuru o günlerin acılı ortamına sürüklüyor; düşmana karşı onurlu direnişi, yer yer destansı bir anlatımla romanlaştırıyor.
Fergun Özelli’nin Yaşayan Öykü Kahramanı “Haşmet”le Söyleşi – Hülya Soyşekerci Sayfa:98
“Sarhoş Kapı”da öykümü görünce çok mutlu oldum. Bu, bir insanın hayatındaki en büyük zenginlik… Hayattaki en büyük hediye…
“Korku ve Titreme” / Søren Kierkegaard – Yaşar Öztürk Sayfa:101
Korku ve Titreme aslında Kierkegaard’ın kendisiyle hesaplaşmasıydı. Kendisini Tanrı buyruğuna boyun eğen ve oğlunun üzerinden bıçağı kaldıran İbrahim peygamberle kıyaslar. O, Tanrı’nın, ahlak kategorilerinden üstün olduğu sonucunu çıkarmıştır.
Cevat Turan ile Söyleşi – Ayhan Şahin Sayfa:102
Bu roman sadece geçmişi alıp getirmeyecek okurlara, geleceğe de bir deneyimi, acının rengini, umudun bir bedende nasıl yok olup gidişinin gerçeğini anlatarak not düşecek.
“2000’ler Şiiri Antolojisi” / Cenk Gündoğdu – Bâki Asiltürk Sayfa:105
Gündoğdu’nun seçim ve değerlendirmeleri eksenindeki tartışmalar 90’ların sonlarında yapıt vermeye başlayanlarla 2010 aşamasında şiire başlayanların 2000 Kuşağı içinde sayılıp sayılmayacağı noktasında düğümleniyor.
“Seviname” / Nezihe Altuğ – Zeynep Çolakoğlu Sayfa:107
Ölüm kalım anlarında düştüğümüz o boşluk, gözümüzden içeri, ruhumuzdan dışarı doğru bakan bir uçurum var Seviname’de.
Şiir Günlüğü – Gültekin Emre Sayfa:108
“Soylu bir keder”dir şiire soyunmak. Şiir, “dokunaklı bir çehreye yolculuk”tur elbette. “ateşe yazılan gazel”dir de. “gümüş rüyalarından” uyandırılmadır da. Gül Rengini (Varlık, 2016) 2016 Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü alan bir kitap. Mehmet Özkan Şüküran, “gül” ve “erguvanlar”la bezeli şiirlerini “labirentler”de de sınıyor.
Küresel Haberler – Zeynep Şen Sayfa:111
Dünyanın en tehlikeli kitabı unvanı daha önce yasaklanan pek çok kitaba verildi. Ancak, Engizisyon sırasında yasaklanan eserleri ve bir de Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri’ni saymazsak, bu kitaplardan hiçbiri yazarının hayatını tehlikeye sokmadı. Ancak bu durum geçtiğimiz ay basılan bir kitapla değişti. Kitabın yazarı, eseri yüzünden idam tehlikesiyle karşı karşıya olduğundan, onu bastırabilmek için gizlice yurtdışına kaçırmak, üstüne kendi kimliğini gizlemek zorunda kaldı. Bu eser elbette ABD’de Grove Atlantic Yayınevi’nden çıkan The Accusation (Suçlama) adlı hikâye kitabı. The Accusation uluslararası yayın organlarınca Dünyanın En Tehlikeli Kitabı olarak adlandırıldı.
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI