Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 12 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

EYLÜL 2013

Çizgi-yorum – Semih Poroy Sayfa:2
Sanatın Politikası – Barış Acar Sayfa:3
Gezi Direnişi’yle beraber sanat dünyasında, belki de uzun zamandır tanık olmadığımız kadar canlı bir biçimde, yeniden sanat ve politika ilişkisi konuşulmaya başlandı. Ne ki, konu üzerine giden çalışmalar, genellikle 80 öncesi sol gelenekten devralınmış politik sanat argümanlarını tekrar etmekten ya da soğuk savaş boyunca emperyalist dünyadan yayılan küçümseyici ciddiyetsizliği yansıtmaktan öteye gidemedi. Bunların dışında kişisel çabalarla sanatın politikasını ele almaya çalışan girişimler ve 21. yüzyıl aktivizminin sanatsal boyutunu değerlendirme çabaları da oldu elbet. Ancak çoğu zaman bu kişisel çabalar yeteri kadar destek bulamadı ya da sosyolojik saptamaların cazibesine kapılıp sanat alanını terk etmeye eğilim gösterdiler. Varlık dergisi için hazırladığımız “Sanatın Politikası” dosyası bu noktada sanatlar açısından geniş kapsamlı bir bakış ortaya koymayı hedefliyor. Kısa bir zaman aralığında, dergi yetkililerinin de büyük gayretiyle, şiirden müziğe, siyaset felsefesinden bilgi teorisine kadar konuyla ilgisi olduğunu düşündüğümüz önemli metinleri bir araya getirmeye çalıştık. Gezi Direnişi gibi tarihsel bir olayın ardından aynı kavram ve yöntemlerle eskide kalmış tartışmaları yinelemenin ötesine geçerek, sanatların içinde uzun zamandır soluk alıp vermekte olan politikayı, –Walter Benjamin’in öne sürdüğü terimle ifade edecek olursak– “şiirsel politika”yı ele almamızı sağlayacak bakış açılarını araştırmayı denedik. Gezi Direnişi’nin hepimize gösterdiği gibi, o ya da bu politikanın temsili olmayan, sanatın dünyada yer tutma biçimi ve kendi yapıp etme tarzından kaynaklanan poetik bir politika sanıyoruz ki o kadar uzak ve yabancı değil.
Duyuları Olanın Dağılımı: Siyaset ve Estetik – Jacques Rancière Sayfa:4
Sanatlar, egemenlik ya da özgürlük projelerine, olsa olsa verebileceklerini verirler, yani son derece basit bir dille söylemek gerekirse, onlarla paylaştıkları şeyleri verirler: bedensel konum ve hareketleri, konuşma işlevlerini, görülür olan ile görülmez olanın dağılımını.
Rancière’in Dersi – Slavoj Žižek Sayfa:8
Brecht, 1953 tarihli (1956’da yayımlanan) ünlü kısa şiiri “Çözüm”de, işçilerin isyanı karşısında Komünist nomenklatura’nın kibrini alaya alır: “Hükümetin halkı feshedip bir başkasını seçmesi daha kolay olmaz mıydı?” Ne var ki, bu şiir siyasal açıdan oportünist olmakla, Brecht’in Neues Deutschland’da yayımlanan Doğu Alman Komünist rejimi ile dayanışma mektubunun zıddı olmakla kalmaz (sözü dolandırmadan belirtmek gerekirse, Brecht iki yanı da idare etmek, hem rejime desteğini duyurmak hem işçilerle dayanışmasını üstü kapalı dile getirmek istiyordu, öyle ki kim kazanırsa kazansın, kazanan tarafta olacaktı), kuramsal-siyasal anlamda yanlıştır da.
Bilginin Kinizmi – Peter Sloterdijk Sayfa:14
Bilgi alanında kinik dürtünün tarihini yazmak isteseydik, bu tarih, yerginin felsefî tarihi, daha doğrusu yergisel zihnin fenomenolojisi biçimini alırdı; mücadele eden bilincin fenomenolojisi ve sanat dallarında düşünülen şeylerin tarihi (yani, sanatın felsefî tarihi) olurdu. Böyle bir tarih yazılmamıştır, ilkeler tarihsel dayanak olmadan anlaşılır kılınabilse yazılması gerekmezdi de.
Alain Badiou’nun Olay Felsefesi ve Gezi Ruhu’nun Hakikati – Cengiz Erdem Sayfa:18
Gezi Ruhu’nun evrensel bir hakikat formunda zuhur etmesi ise özellikle genç kuşağın iktidarın söylemlerini ironi ve mizah vasıtasıyla sürekli yapıbozuma uğratması ve internet üzerinden tüm o sloganları görselleriyle birlikte anında tüm dünyaya yaymaktaki başarısının ürünü olmuştu. Bu vesileyle de işte kısa sürede tüm Türkiye’ye yayılan Gezi Direnişi dünyada yaşayan tüm muhalif kesimlerin takdirini toplamıştı.
Sanatın Politikası Nasıl Kurulur? – Barış Acar Sayfa:24
Hakikate ya da hakikatlere dair fikrimiz ne olursa olsun onun üzerine refleksiyonu öne sürerek nesneden uzaklaşan tutum yerine Rancière’in önerisi, nesneyi ve onunla kurduğumuz ilişkiyi düzenleme yeteneğimizle özneyi yeniden ele almayı sağladığı için ilgi çekicidir. Kendini “olay”ın içinde tanıyan/tanımlayan bu özne kanımızca Badiou’nun önerisinden de çok uzak değildir.
Ezra Pound’un Poetik Politikası – Thomas H. Jackson Sayfa:28
Pound’un düşündüğü dinamik gerçekliğin tutarlılığı, Konfüçyüsçülüğün farkına varmasına yardım ettiği tutarlılık, hayli incelikli bir türdendir. Pound, Yeats’in “düzen” denilen bir şeye karşı faşistçe düşkünlüğünü paylaşıyormuş gibi gösterilebilir. Ancak Pound için “düzen” hâlâ kinetik, dinamik ve karmaşıktır ve bunu anlayabilecek incelikte bir zihniyet gerektirir.
Amerika’da Deneysel Müzik Tarihi – John Cage Sayfa:32
Bir defasında da, Sri Ramakrishna’ya şöyle bir soru sorulmuştu: “Madem Tanrı iyi, dünyada neden kötülük var?” Şöyle cevap verdi: “Meseleyi derinleştirmek için.”
Virtüözite ve Devrim – Paolo Virno Sayfa:35
Radikal İtaatsizliğin, Ölçüsüzlük erdeminin yakın akrabası olduğu düşünüldüğünde, direniş hakkı “meşruluk ve “gayri meşruluk” açısından gayet güncel bir kavram hissi verir. Cumhuriyetin temeli iç savaş olasılığından kaçınır, ama sınırsız bir Direniş Hakkı’nı kabul eder.
Marina Gržinić ile Söyleşi – Barış Acar Sayfa:42
Bugün sanat ve beşeri bilimlerde yapılan şey kavramsal sonsuzluk, insan sonrası dönem yahut kavramsal anti-hümanizmaya yönelik bir araştırma süreci. Çünkü insan ırkı küresel kapitalist sistem için tek kelimeyle boğucu. Dünyanın çevresel bölgeleri için durum bugün daha iyi olabilir, ancak aynı zamanda ciddi bir yıkım, kıyım ve köleleştirme süreci ile de karşı karşıyayız.
Romancı Örnek Okuruna Yol Gösteriyor – Mehmet Rifat Sayfa:46
Orhan Pamuk Benim Adım Kırmızı’nın YKY’deki yeni baskısına eklediği bir yandan Sonsöz, öte yandan da Kronoloji’yle, romanı içinde tasarlamış olduğu bu türden bir örnek okura katkıda bulunuyor, ona yol göstermeye çalışıyor, aynı zamanda da romanının hazırlanış koşullarını sergiliyor.
Rahatlık (Öykü) – Deniz Özbeyli Sayfa:50
Myhtophobia (Şiir) – Alphan Akgül Sayfa:52
‘Esneyen Adam’ın Başına Gelenler – Melike Belkıs Aydın Sayfa:54
Feryal Tilmaç’ın son kitabına adını veren “Esneyen Adam” öyküsünde de, bir kıyı kasabasına getirilen ünlü ‘Esneyen Adam’ heykelinin etkisindeki kasaba halkı onu izleye izleye uyuklamaya başlamıştı, ama heykelin bu büyüleyici gücünün nedenini kimse çözememişti. ‘Esneyen Adam’ bir ‘Fareli Köyün Kavalcısı’ değildi, kaval çalmıyor, esniyordu ve izleyicilerini de gizli bir cennete götürmek yerine uyuklatıyordu.
Mehmed Uzun’un Romanlarında Kadın İmajı – Mine Şengül Sayfa:58
Mehmed Uzun’un kadın tasvirlerinde tabiata ait pek çok unsurdan –kadının ağaçlara, çiçeklere, ceylan, at, kuş, su, hava, gök ve dağa benzetilmesi– yararlandığı görülmektedir. Tabiat unsurlarının çokça kullanılmasından ‘kadın’ın doğal, saf ve temiz olanı hatırlattığı, bozulmamışlığı simgelediği sonucuna varabiliriz.
Metin Kaçan’a Tanıklık – Demir Özlü Sayfa:63
Onunla ahbaplık etmek isterdim. 6 Ocak 2013 gecesi intihar ettiğinde, internette 1996 tarihinde hapse girmesine, orada şişlenip ölümden zor kurtulmasına neden olan, çok yankılanan olayla ilgili bütün söylenenleri gözden geçirdim. Her kafadan sinik, başka başka sesler çıkıyordu. Mertçe konuşan bir iki kişi vardı. Dava dosyasında bir tek bilimsel delil vardı; ilgili doktorun tecavüz olmadığı hakkında raporu…
Ölüm İlanı (Şiir) – Hüseyin Alemdar Sayfa:67
Bellek Tutulması – Feridun Andaç Sayfa:68
Gezi kalkışmasında entelektüel figürün yeri yok, yapacak bir şeyi de yok üstelik. Orada öne çıkan “militan” figürdür, eylemcidir, protesttir, başkaldırandır, itaatsizdir. Bu nedenledir ki; kendi “peygamber”ini yaratmadan etkin oldular, ilerlediler.
Çün– (Şiir) – Harun Atak Sayfa:72
Dil ile Anlam Arasında Mesnevî-i Manevî – Hayri K. Yetik Sayfa:73
Dönemi ve mevlevî felsefesiyle XX. yüzyılın varoluşçuluğu arasında benzerlikler bulunabilir; Mevlâna’nın kendi sorunsalı dolayımında Kierkegaard, Heidegger’in, Merleau-Ponty, Camus ve Sartre’da görülen varoluşçuluğun önseli sayılabilecek önermelere vardığı söylenebilir. “Şu dolaşık dünyada biz kimiz?/ Elifiz, elifin nesi var? Bir hiç” gibi dizelerinde Nietzsche, özellikle de Cioran’ı andırdığı olur.
Ey’li Şiirler (Şiir) – Yücelay Sal Sayfa:77
Toplumcu Gerçekçi Edebiyatın Kurucu Kuşağından Sadri Ertem – Çiğdem Ülker Sayfa:78
Sadri Ertem’in toplumcu gerçekçi yazarlığını hazırlayan bir diğer neden İstanbul’da uzun yıllar sürdürdüğü gazeteciliğidir. 1928’e kadar Hâkimiyet- i Milliye’de, Yeni Gün’de ve Son Telgraf’ta başyazarlık yapar; nitekim öykülerindeki dil sade, akıcı ve oldukça yalındır; diyalogları başarılı ve hızlıdır. Röportaj tekniğini bilmekte, kolayca yazmaktadır ancak bu üstünde yeterince düşünülmemiş, iyi çalışılmamış, pek de süzülmemiş bir dildir ve çoğu zaman edebî olmaktan uzağa düşer. Dilindeki pürüzler, romancılığının zayıf yönüdür.
Sebepsiz Gül (Şiir) – Cenk Gündoğdu Sayfa:81
“Kalp Ağrısı”nda Sindrella Kompleksi – İlkim Odabaş Sayfa:82
Kalp Ağrısı romanında Halide Edip Adıvar; aşkı, evliliği, kadın ve erkek arasındaki ilişkiyi üç kadın karakter üzerinden ele alıyor: Bir doktor kızı ve eğitimli Zeyno, güzel, çocuksu, kıskanç Azize, Avrupalı ve iyi eğitimli Dora. Eserlerinde kadın temasına geniş yer veren Halide Edip Adıvar’ın kadın kimliği de göz önünde bulundurulduğunda bu romanda kadını nasıl kurguladığı önem kazanmaktadır.
Dibi Hiçlik ya da Ruhumun Tersiyle (Şiir) – Veysi Erdoğan Sayfa:87
Not Defteri – Hüseyin Yurttaş Sayfa:88
İktidar korksun. Muhalefet ise buradan hak etmediği bir pay kapacağını, parsayı kendisinin toplayacağını sanıyorsa, avucunu yalar. “Gezi Olayları” ile, asıl onların yapay, içtenliksiz, göstermelik, suya tirit muhalefetinin ipi çekilmiştir.
Yeni Öyküler Arasında – Jale Sancak Sayfa:92
Avangard, üslupçu bir yazar olan Leylâ Erbil, çokboyutlu, çok katmanlı yapıtlarını oluştururken felsefeden ve psikanalizden yararlanır. Karakterlerinin bilinçaltı romanlarında, öykülerinde derinlemesine anlatılır. Çoğunlukla bilinçakışı, iç monolog, sayıklama ve otomatik yazma, zaman zaman da mektup tekniğini kullanır. Elbette bütün bunların yanında kurguyu ötelemez sevgili ustamız.
Herkes Gibi (Öykü) – Engin Barış Kalkan Sayfa:94
Varlık (Şiir) – Aysar Küçükyumuk Sayfa:96
Varlık Kitaplığı Sayfa:97
“Haiku’ş” / Adil İzci – Mine Ömer Sayfa:97
Adil İzci’nin haikularında; eğer gün yorulursa; sular hatta çocuklar da yorulur. Böylesine zincirleme bir yorgunluk ise serçelerin neşesini kaçırır ve çenelerini tutarlar. O güzelim şarkıları da susar. “Kışın bile/ Usanmıyor güneş/ Kuşlara göz kırpmaktan” veya “Gözlerimiz/ Kuş olmuş bugün:/ Hiç yerinde duramıyor...”
“Geçmişin İçindeki Geçmiş” / Ebubekir Eroğlu – Atakan Yavuz Sayfa:99
Eroğlu’nun önemli bir tespiti Türkçeyi yeni bir ruhla mayalayan ve birçok şairi etkileyen, çoğalan ve çoğaltan Yunus Emre’nin –ayrıca Pir Sultan Abdal ve Karacaoğlan’ın– yirminci yüzyılla birlikte hümanist geleneğe bağlanması. Eroğlu’na göre bu durum iki temel yanılgıdan kaynaklanıyor: “Zengin içeriğe henüz korkusuzca yaklaşmaya müsaade etmeyen kültürel dönüşüm” ve onun “iyi algılanacağı terminolojiye uzak durulması.” Halbuki Risâletü’n Nushiyye ruh iklimi bakımından Yesi’ye daha yakındır.
“Görünen İnsan” / Bela Balazs – Nuriye Bilici Sayfa:101
Yüzyılın en önemli sinema kuramcılarından olan, ‘bir dil olarak sinema’ teorisinin geliştirilmesine önemli katkılar sunan, bu yolla Pudovkin ve Eisenstein sinemasını derinden etkileyen Bela Balazs’ın artık sinema klasikleri arasına giren çalışması Görünen İnsan ya da diğer adıyla Sinema Kültürü geçtiğimiz günlerde dilimize kazandırıldı. Balazs, sinemanın keşfinden sessiz sinemanın yaygınlaştığı döneme, sessiz ve renksiz filmlerden sesli sinemaya geçişe kadar sektörün bütün aşamalarını yaşadı. Ayrıca senaryolar yazdı, film eleştirmenliği yaptı, pek çok filmi yönetti.
Nurduran Duman ile Söyleşi – Gülce Başer Sayfa:102
Yenilgi Oyunu’nu göz önünde tutarak bakacak olursak, Mi Bemol’de de kitap tasarımı konusundaki tutumum benzerlik gösterirken, söylem biçimleri değişse de tematik olarak temel sorularımın da varlıklarını koruduğu görülmekte.
“İnsanın Üşüdüğü Yer” / Cevat Turan – Ayhan Şahin Sayfa:104
2009 yılında yayımlanan İnsanın Üşüdüğü Yer, Cevat Turan’ın ilk öykü kitabı. Öncesinde Usuldan Bir Hüzün (Çivi Yazıları) ve Gözlerine Sakla Beni (Günizi Yayıncılık) adlı iki şiir kitabı yayımlayan yazar, üçüncü kitabı İnsanın Üşüdüğü Yer’de bize, 8 öykü anlatıyor. Otobiyografik özellikler taşıması ve 80-90 yıllarını kapsaması hasebiyle bu öykülere bir çeşit ‘dönem öyküleri’ diyebilir miyiz bilmiyorum ama, dönemin ağır çalışma koşullarından devrimci karakterlerine, yoksulluk olgusundan birlikte hareket etme duygusuna kadar geniş bir yelpazeye yayıldığını ve ‘insan-merkezli’ bir yapıya sahip olduğunu söyleyebiliriz.
Birgül Oğuz ile Söyleşi – Ayşe Aldemir Sayfa:105
Ali Budak ile Söyleşi – Hande Sonsöz Sayfa:108
Şiir Günlüğü – Gültekin Emre Sayfa:110
Yeni Yayınlar – Reyhan Koçyiğit Sayfa:112
EYLÜL 2013 - KİTAP EKİ
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI