Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 12 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

HAZİRAN 2012

Çizgi-yorum – Semih Poroy Sayfa:2
Ataol Behramoğlu ile Söyleşi – Yücel Kayıran Sayfa:3
“Hiçbir zaman Kemalist olmadım. Ne Suphi destanını yazdığımda, ne de şimdi…”
İşte Bir Şiir (Şiir) – Ataol Behramoğlu Sayfa:6
“İşte Bir Şiir” Dolayısıyla Ataol Behramoğlu Şiirine Genel Bir Bakış Denemesi – Sina Akyol Sayfa:8
Yılını tam olarak hatırlayamıyorum, ama 90’lı yılların başları ya da ortaları olduğunu söyleyebilirim. İzmir’de, şiir okuma etkinliklerinin yapıldığı mekânlar arasında, önde gelen bir mekândı Nektar Bar. Doğal olarak loş bir ortamdı. Ataol Behramoğlu şiirlerini okuyacaktı. Genel isteğe uyarak Bir Gün Mutlaka’daki “Kör Bir” şiirini okudu. İkinci ısrarlı talep aynı kitapta yer alan “Yeniden, Hüzünle” yi okuması yönündeydi. Zorunlu hissetti kendisini, o şiiri de okudu. Ama sanki rahatsız gibiydi, evet öyleydi, yaklaşık şu cümleyi kurdu: “Burada, bu loş bar ortamında, yeter bunca sıkıntılı şiir; daha farklı şiirler okuyayım sizlere; örneğin epik şiirler…”
Ataol Behramoğlu’nun Şiiri: Poetik ‘Şu An’cılık, Hümanist Natüralizm ve Fenomenal Toplumculuk – Yücel Kayıran Sayfa:11
Ataol Behramoğlu’nun, poetik başlangıç döneminde yayımlanan şiirlerindeki Albert Camus etkisi, dolayısıyla varoluşçu dünyagörüşü sadece imgelerini kuruşunda ve hikâye devşirmesinde değil, aynı zamanda, bu ilk dönem şiirlerinin temel temasının oluşumunda da, yani şiirde konuşan anlatıcı-benin temel probleminin şekillenmesinde de belirleyici olmuş gözükmektedir.
Bir Yaşama Ütopyası Olarak Şiir: Ataol Behramoğlu’nun Şiirinde Hayatın ve Şiirin Gerilimli İlişkileri – Mustafa Günay Sayfa:23
Behramoğlu’nun bazı şiirlerinde umudun ve coşkunun belirgin olduğunu görebiliriz. Ancak “İşte Bir Şiir”de ise söz konusu edilen insanların yalnızlığından çıkamaması, herkesin çukur olarak betimlenen kendi benliğinde ve bencilliğinde tutuklu kalması, şairin sorduğu soruların cevapsız kalmasının da en önemli gerekçesi durumundadır. Şair, insanı yaşamaktan alıkoyan zincirlerden, bir sürü yanlış şartlanmışlıklardan da söz eder.
Öznenin İncelikli Olma Hali: Ataol Behramoğlu Şiiri – Yaşar Güneş Sayfa:27
Türk şiiri dikkate alındığında, “İşte Bir Şiir” hem pathos değişimini hem de bu değişimle gelen yeni duygu/düşünce yüklerini birbiriyle bağdaşık kılabilmesi açısından oldukça etkileyici bir şiir olmasının yanı sıra, bu durumu işaret edip gösteren ender şiirlerden de biridir. Çünkü Türk şiirinde otuzlu yaşlarda yaşanılan pathos dönüşümünden ziyade, yaşlılığın veya yaş olarak ölüme biraz daha yaklaşmanın getirdiği pathos dönüşümleri daha çok belirleyici olmuştur.
İntihar: Bir Muamma, Bir Hayret, Bir Hayat – Hasan Bülent Kahraman Sayfa:31
İntihar benim çocukluğumda korkulu bir rüyaydı. Ailesinde müntehir var denirdi ve ürkülürdü. Cinnetin batağına yürüdükleri hissi uyanırdı o aileler için. İntihar eden kişi hakkında konuşulmazdı. Belki hâlâ öyledir. Mutlaka öyledir. Nedir peki intihar üstünde düşünmek? Sanırım insanın varlığını duyumsamasıdır. Ona dokunmasıdır. Hatta bir tenekeye, bir sac yüzeye vurup tın tın sesini dinlemesi gibi varlığını somutlaştırmasıdır.
Şark Cephesinde Yeni Bir Şey Yok: Yaşar Kemal’den Bir Pasajın Analizi – Leyla Burcu Dündar Sayfa:42
“Dükkâncı” öyküsünden alınan bu pasajın analiziyle ortaya konmaya çalışılan, metnin dokusunun ince ince işlenmiş oluşudur. Yaşar Kemal gibi önemli bir yazarın yapıtları, her şeyden evvel Türkçenin hazinesidir. Dolayısıyla yayınevlerinin bu “çınar”ı keyfince budamadan evvel daha ihtiyatlı ve özenli davranmaları boyunlarının borcudur. Yarım asrı aşkın süredir Türk edebiyatını besleyen bu metinlerin yeniden basımlarında orijinallerine sadık kalınması, titiz okurların beklentisinden öte, edebiyat tarihinin buyruğudur.
Taş (Öykü) – Ahmet Emre Sayfa:46
Bazen Genç Ölünür (Şiir) – Tuğrul Tanyol Sayfa:47
Balıkçı’ya Merhaba – Mustafa Şerif Onaran Sayfa:48
Elinizin altında bir Söylencebilim Sözlüğü olmadan Halikarnas Balıkçısı’nı okumanız kolay olmaz. Knidos neresi? Datça yarımadasının hemen ucundaki eski çağların bu ölü kenti neden önemli Balıkçı için? Çünkü Knidos Afroditi’nin heykeli vardı orada. Milo Afroditi dişiliğiyle ünlü olabilir. Ama Halikarnas Balıkçısı’na göre etinin sıcaklığıyla anımsanan o güzellik tanrıçası ölümlüdür. Knidos Afroditi’dir asıl ölümsüz olan.
Evet, Aşırı! (Şiir) – Ece Ürkmez Sayfa:52
Edebiyat Gündemi: Sisip, Uşu ve Hulki Aktunç’un Öykülerinde Dolaşan Diğer Kediler – İbrahim Yıldırım Sayfa:54
Aktunç’un kedili öykülerini okurken zihninize dokunacak olan patilerin bazıları yumuşacık, bazıları hırçındır. Dolayısıyla hem okşanmayı,hem de tırmıklanmayı, hatta ürkmeyi-korkmayı göze almalı; avlanmamak için kimi göndermelere dikkat etmelisiniz.
Istırap Vakti (Şiir) – Hüseyin Alemdar Sayfa:60
Bir ‘Simurg Ağacı’ Olarak Ömer Erdem Şiiri – Haydar Ergülen Sayfa:62
Ömer Erdem’in şiirine baktığımda, tıpkı “üsküdar asyadır çine kadar” dediği gibi, yalnızca ‘geleneği ve tabiat’ üzerine inşa ettiği bir şiiri değil, ‘Diriliş’ kaynaklı bir kavrayışı da görüyorum. O da zaten “Biz de orada sadece şiir için bulunmuyorduk, dünyayı ve evreni, kültürü ve inancı kavrayış ocağı olarak görüyorduk” der.
Cehalet, Kötü Niyet ve Habaset: Bir Enis Akın Klasiği – Hilmi Yavuz Sayfa:68
Parçalı söz’ konusu ise Enis Akın açısından tam bir skandaldır. Akın, konuyla hiç ilgisi olmayan bir metne, Edward Said’in Kış Ruhu’na atıfta bulunarak, parçalı düşünceyi, idrak etmesi mümkün olmayan felsefî bağlamının dışında ve Said’e rağmen, utanıp sıkılmadan, çarpıtarak aktarıyor... Oysa ‘parçalı söz’ü Blanchot’dan yola çıkarak tanımlayan Ernest Behler [14] şunu söyler: ‘What characterizes the “parole de fragment!”? A few traits can be marked. Fragmentary writing is in the first place the rejection of system, a passion to the incomplete, the pursuit of unfinished movements of thought. […] Fragmentary writing also ignores contradiction.’
Otogar Biletçisi 1 (Şiir) – Arife Kalender Sayfa:70
“Muhafazakâr Sanat” ve Ötesi – Erendiz Atasü Sayfa:72
“Sanat’’ sözcüğü –ayrılmaz bir parçası olarak– kişiselliği ve yeniliği içermektedir. Muhafazakâr sanat, yani var olanla yetinen bir sanat, eskilerin deyişiyle tabiat-ı eşyaya aykırıdır, yani nesnelerin doğasına uymaz, yani mevcut olamaz! Tıpkı, muhafazakâr bilim diye bir şeyin mevcut olamayışı gibi!
Feridun Andaç ile Söyleşi – Banu Özyürek Sayfa:76
“Deneme bir yazarı aynı zamanda dil/düş/zaman/yer-mekân gezgini kılar.”
Militarizmin Tuzağı Olarak Siyasi Şiddet (III) – Ömer Faruk Sayfa:81
Sol gibi İslam’ın da farklı yorumları var. Ama kendisini kitleselleştirebilmek için en etkili araçlara (= Diyanet ve Genel Kurmay gibi kurumlara) sahip olan bu yorumu dikkate almazlık edemezdim. Erkânı Harbiyei Umumiye Reisi Müşir Fevzi (Genel Kurmay Başkanlığı)’nin talebi üzerine Diyanet İşleri Reisliği tarafından hazırlanan ve yazımı için Diyanet İşleri Reis Muavini Ahmed Hamdi Akseki’nin görevlendirildiği, birçok nesil bütün genç erkeklere ders kitabı olarak okutulan ve defalarca basılan kitabın militarist özelliklerine dikkatinizi çekerim.
Çağdaş Güney Afrika Şiirinde Cinsel Şiddet Olgusu – İlyas Tunç Sayfa:83
Belki de şiddet olgusunun kaynağını Michel Foucault’un vurguladığı gibi ‘otoritenin asıl niteliğinde’ aramak gerekiyor. 1970’li yıllarda ırk ayrımcı rejime karşı sesini yükselten Güney Afrikalı şairler, muhalif ve protest tavırlarını bu kez de kendi iktidarlarına karşı sürdürüyorlar. Bu tavır, aynı zamanda, şairin her türlü otoriteye, her türlü haksızlığa karşı olduğunu sergiliyor.
Çeviri Şiirleri – Tozan Alkan Sayfa:86
Çeviri Şiirleri. Evet, çeviri şiirler değil, çeviri şiirleri bunlar. Tıpkı aşk şiirleri, doğa şiirleri gibi… Konusunu çeviriden alan şiirler.
Rüya Bütün Bunlar (Şiir) – Levent Karataş Sayfa:87
Odaların Şarkısı (Şiir) – Salih Aydemir Sayfa:88
Terk Edilmiş Bir Odada (Şiir) – Georg Trakl Sayfa:88
Yeni Şiirler Arasında – Enver Ercan Sayfa:89
30’lu-40’lı yaşlarında olanlar için, ki aralarında uzun zamandır şiir yazdığını söyleyenler de var, birkaç başlık açmak gerekir: Ortalama bir duyarlığı beylik sözcüklerle yansıtanlar; şiirde derinliği duygu ve sözcük karmaşası sananlar; şiirsel meydan okumayı politik lafazanlıkta arayanlar; kaba cinsel göndermelerle erotik şiir yazılabileceğini düşünenler; lafı uzattıkça şiirsel gerilimin canına okuyanlar; iki-üç satırlık şiir yazıp haiku’nun da, mısra-ı bercestenin de farkında olmayanlar...
Yeni Öyküler Arasında – Hatice Meryem Sayfa:90
Evet. Karar verme kudreti. İster bir resim yapmak, ister bir heykel yontmak, ister ise bir öykü yazmak için fırçasını, çekicini ya da kalemini eline alan her insan, işte bu kudreti âleme duyurma arzusu içindedir. Konumuz “yeni öyküler” olduğuna göre, öykü yazan herkes, dikkatini yönelttiği konu ve bu konuyu anlatış biçimiyle, kurduğu her paragraf ve cümleyle, seçtiği her bir kelimeyle, hatta tek bir nokta ya da virgülü konumlandırışıyla dahi, işte bu karar verme kudretinin sergileyicisi olup çıkar.
Asit (Şiir) – Emel Kaya Sayfa:92
Hastanede Kendimize (Öykü) – Mesut Barış Övün Sayfa:93
Vukuat Vardiyası (Şiir) – Emre Polat Sayfa:94
Varlık Kitaplığı Sayfa:95
“Üstat ile Margarita” / Mihail Bulgakov – Erdem Erinç Sayfa:95
Üstat ile Margarita artık Türkçede. Kitap daha önce bir kez daha yayımlanmıştı. Ancak söz konusu baskı Fransızca çevirisinden Türkçeye çevrilerek yapılmıştı. Bu kez doğrudan Woland’dan Korovyev’e, Azazello’dan Behemot’a tam kadro, herkes Rusça ne diyorlarsa Sabri Gürses’in çevirisiyle Türkçede karşılığını buluyor. Bu, metnin bizim topraklarımıza sızması açısından çok önemli. Kuğulu Park’ta bir bankta, İstinye’de alışveriş merkezinde, Anadolu’nun herhangi bir yerinde hararetle sohbet eden iki bürokrat, iki alışverişkolik ya da iki memurun kendilerine yaklaşan “sağ gözü siyah, sol gözü nedense yeşil olan” aksansız ve temiz Türkçesiyle kendilerini ‘büyüleyen’ yabancıyı tanımaları açısından, gerçekten önemli.
“Kuzeye Göç Mevsimi” / Tayep Salih – Tevfik Kalkan Sayfa:97
Kendi kaderini yaratan bir kitaptan söz ediyoruz. Yazarına gecikmiş bir ün kazandırırken dünyanın belli başlı tüm dillerine çevrilmesine rağmen tek kuruş kazandırmamış bir kitaptan. Kazanmayı bırakın, kitabının çevrildiğini, yabancı bir dilde basıldığını bile çoğunluk sonradan öğreniyor yazar. Çünkü Tayep Salih’in Afrikalı olmak, kara derili olmak, Arap olmak, emperyalizm karşıtı olmak ve tüm bunlara rağmen sanat yapmak gibi birtakım sorunları var.
“Yetişkinler Ejderhalardan Neden Korkar?” / Haz.: İshak Reyna Mehmet Erkurt Sayfa:98
İshak Reyna’nın kaleme aldığı giriş yazısı, kitabın nasıl bir buluşmanın hayaliyle yaratıldığını açık bir biçimde ortaya koyuyor: “Birazdan açacağın perde-sayfadan içeri girdiğinde, seni konuklarınla birlikte bir dizi yolculuk bekliyor olacak. Adına ‘deneme’ denilen, yazan ya da okuyanın, kendinde biriken her tür konu hakkında, kendi duygu ve düşüncelerini dile getirdiği yolculuklar bunlar. Konuklarınsa, bir anlamda bu ‘deneme’ yolculuklarında sana eşlik edecek yol arkadaşların...”
“Özgürlük Kampı” / Ferhan Şaylıman – Talât S. Halman Sayfa:99
“Aşk Dediğin Haram Olur” / Sezai Sarıoğlu Ahmet Telli Sayfa:100
Öyle zamanlardan geçip geldik ki, bir mahallenin, semtin politik eğilimini, heyecanını duvar yazılarından anlayabiliyorduk. Duvar edebiyatı, ülkenin geçmişinde belirleyici bir göstergeydi. Duvarların dili olsa neler fısıldar bize? Sezai Sarıoğlu’na uyup söylersek, duvarların kalbi devletinkinden daha duyarlıdır. Şimdilerde tüketim hırsının körüklediği, tüketim ahlakının pespayeleştiği reklam afişleri kaldırılsa, onların altında, o duvarlarda semtin, mahallenin mücadele sürecinin geçmişi okunur. O duvarlar boyanın, terin, inancın ve cesaretin iç içe geçtiği sözcükleri âdeta içine çekmiştir. Orak çekice dönüşmüş Ş’den, mitralyöze benzetilen Mahir yazısına kadar devrimci heyecanları yansıtır. Mahirdi, hünerliydi yazılamaya çıkan gençler. Her bir yazı, acemi bir kaligrafi, estetik bir itiraz da sayılabilir. Harfler duvarlardan, duvarlar da harflerden “huy edinmiş” sanırız. Bütün bunları, kitabının kapağına, kitabının adına taşımış Sezai Sarıoğlu: Aşk Dediğin Haram Olur…
“Defne Ağacı ve Orman Kardeşliği” / Ömer Faruk – Ferma Lekesizalın Sayfa:102
Ömer Faruk’un keyifli öyküsü, küçüklere çevreye duyarlılığın kararlılık ve cesaret gerektirdiğini anlatma konusunda sağlam bir yerde duruyor. Defne Ağacı önümüzde duran en önemli küresel sorun karşısında birlikte düşünmenin ve çözüm üretmenin önemini vurguluyor ve küçüklere, bir sorun karşısında birlik olarak harekete geçildiği takdirde mutlaka bir kazanım elde edileceğini gösteriyor.
“Entelektüel Anlatıyı mı Savunuyorum?” / Mehmet Rifat – Korkut Erdur Sayfa:102
Göstergebilim deyince, Türkiye’deki ilk akla gelen insanlardan biri Mehmet Rifat. Kuramsal yapıtları, uygulamaları, sözlükleri olsun, çevirileri ve çeşitli dergilerde çıkan yazıları olsun, bir metin olarak dünyayı hiç yorulmadan anlamaya ve yorumlamaya çalışan bir “örnek okur“.
“İnsan Yazdığı Şeydir, Tahsin Yücel” / Yayına haz.: Mukadder Özgeç – Selda Uygur Sayfa:103
İnsan Yazdığı Şeydir, Türk yazınında sunuş yazılarının toplandığı bir ilk örnek. Sunuş, önsöz, sunu, öndeyi diye adlandırılan bu giriş yazıları pek çok okur tarafından okunması ertelenen ya da dikkate alınmayan yazılardır. Kitaba başlarken ya da kitap bittikten sonra önsözleri okumak da okurun seçimidir. Ama öte yandan bu yazılar, kitabın yazarı ve dönemi hakkında bilgi sahibi olmayan bir okur için önemli bir yol gösterici olabilir.
“Kün” / Celal Soycan – Yavuz Özdem Sayfa:104
Ancak, Kün’de Celal Soycan başka bir şey daha yapmış. O da şu: aynı anlamda kullanılan terim anlamlı kelimeleri, şiirin atmosferine hangisi uygunsa çekincesiz kullanmış. Yani bir şiirde tümce, bir başkasında sözdizimi, bir başkasında da cümle’yi kullanmış, keza bazen sözcük, bazen de kelime demiş. Yine bu minval üzere eski, çok eski kelimeler de; yeni kelimeler de; Batı kaynaklı kelimeler de (mintan, gömlek, istila, kader, yazgı, kefâret, ikrâ, maraz, müntehir, sitemkâr, şahit, tanık, içbükey, düşey denge, regl, viyola, narsistik, peygamber, yalvaç...) Kün’de yerini almış. Bu durumu da Kün’ün başarı hanesine kaydetmek gerek diye düşünüyorum.
Bir Dil Hazinedarı: Ali Püsküllüoğlu – Safa Tekeli Sayfa:105
Şiir Günlüğü – Gültekin Emre Sayfa:107
Yeni Yayınlar – Reyhan Koçyiğit Sayfa:109
Şimdi Haberler – Gülce Başer Sayfa:110
HAZİRAN 2012 - KİTAP EKİ
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI