Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 12 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

ŞUBAT 2011

Çizgi-yorum – Semih Poroy Sayfa:2
Kimlikler, İnançlar ve Ötesi – Tahir Abacı Sayfa:3
Pek çok Kürtçe ya da Ermenice ezginin Türkçeye aktarılarak “yağmalandığı” öne sürülür. Bunu savunan birkaç kişiye şunu sordum: Peki, Türkçe yakılmış ezgilerden Kürtçeye ya da Ermeniceye aktarılan olmamış mı hiç? Kürt ve Ermeni sanatçılar, Türkçe ezgilerden hiç mi etkilenmemişler? Ezgilere de mi “kafatası testi” yapalım?
Şiirimizin Din ve Milliyetçilikle İmtihanı – Şeref Bilsel Sayfa:12
Milliyetçilik ve İslamcılık bir med cezir gibi toplumu sarsarak bize, oturmamız gereken sandalyeyi, konuşmamız gereken kürsüyü göstermekten geri durmuyor. Bize de ya ‘akıllı olmak’ ya da ‘Allah’ın ipine sarılmak’ düşüyor (!). Hatırlayın, Ogün Samast’ı ve Yasin Hayal’in işaret parmağını sallayarak Orhan Pamuk’a “Akıllı ol, canından olma!” deyişini. Halka ve panelistlere ip fırlatanlar…
Tuzluçayır’da İnecek Var – Cenk Gündoğdu Sayfa:18
Bugün, halk şiirine baktığımızda Alevi Bektaşi kültürünü görürüz. Halk şiirinden Alevi kültürünü çıkardığınız an geriye neredeyse hiçbir şey kalmaz. Bu bağlamda TRT repertuarının yüzde sekseninin Alevi türküleri olduğunu bilerek düşünürsek Alevi kültürünün, toplumun geniş kesimlerince önemini, ilgi ve sevgiyle kucaklandığını daha bir iyi görürüz. Türkülere böyle sıcaklıkla yaklaşan bazı kesimler, o türküleri yakanlara maalesef aynı sıcaklık ve ilgiyle davranmamış, aksine türküleri yakanları yakmış.
Tarih-Kültür-Kimlik İçin Bir Giriş Denemesi – Betül Dünder Sayfa:25
Kültür ürününü bir sanat eseri, edebî bir metin olarak ele alırsak “öteki”ler tarafından ortaya konan yapıt, bireyin özkimliğinin ve belleğinin inkâr ve imhaya karşı duruşlarıyla şekillenecektir. Bir imaj nesnesine tâbi kılınan kadının bu ürünleri yaratma koşullarının –özellikle kimliğin oluşma şartları bağlamında– erkeklerle eşit olmadığının altını çizmek gerekir.
Yazdım Yeryüzünün Kalbine (Şiir) – Oya Uysal Sayfa:29
Ret ve İnkârın Gölgesindeki Edebiyat – Özgün E. Bulut Sayfa:30
Yavaş yavaş çağdaş bir Kürt edebiyatından da söz etmek mümkün artık. Şiir, roman ve öyküler yazılmaktadır Kürtçe olarak. Dünya klasikleri Kürtçe’ye çevrilmektedir. Bugün bu anlamda Kawa Nemir’in yaptığı çeviriler çok anlamlı ve önemlidir. Yine Kürtçe, Zazaca şiirler ortaya koyan hatırı sayılır sayıda şair vardır.
Kimlik Çağ ya da Kimlik Krizi – Bülent Usta Sayfa:34
“Kimlik” meselesi üzerinde egemenlerin büyük bir savaş içerisinde olduğunu ve oluşturdukları politikaları “kimlik” üzerine inşa ederek hayata geçirmek istediklerini görmek mümkün. Mesele Müslümanlık değil, hangi Müslümanlık olduğu. Emperyalistler İslamı karşılarına almak yerine, Müslüman kimliğini yeniden inşa ederek sorunu çözebileceklerinin uzun yıllardır gayet farkındalar. Aynı şey, “sol”da başarılı olmuş, kendi yarattıkları var olan yapılara entegre edilmiş sol ideolojilerle solun tehlikesi minimuma indirilmişti. Şimdi neden aynı şey İslam’a yönelik gerçekleşmesin?
Olmayanı Varmış Gibi Gösterme Meziyeti – Mehmet Akif Ertaş Sayfa:38
Çok uluslu bir yapıdan, tek bir ulusa evrilen yapısıyla Türkiye, milli kimliği Türk, cinsiyeti erkek, dini Müslüman insanların ülkesi olarak tanınmış ve tanıtılmıştır ancak; Türkiye’de yaşayan insanların milli kimliği, cinsiyeti ve dini tanımlama ve konumlandırma konusunda yaşadıkları sorunlar, bir avuç entelektüel imza dışında görmezden gelinmiştir.
Boşuna Uzuyor Gece (Şiir) – Mete Özel Sayfa:39
Nedim Gürsel ile Söyleşi – Aylin Yücedağ Sayfa:40
Romanın gerçek kahramanı, anlatının odak noktasında yer alan Nâzım Hikmet diyebiliriz. Antikçağda bütün yollar nasıl Roma’ya çıkıyor idiyse, “Şeytan, Melek ve Komünist”te de bütün yollar Nâzım Hikmet’e çıkıyor.
“Şeytan, Melek ve Komünist” (Romandan alıntı) – Nedim Gürsel Sayfa:42
“İzmir Şiirleri” – Mustafa Şerif Onaran Sayfa:46
Tuhaf bir çelişkidir: İnsanlar yaşlanıyor, kentler gençleşiyor. Artık yeni bir İzmir var. Daha genç, daha gerçek, daha devrimci bir İzmir. Belki de bu yüzden “Gâvur İzmir” diyorlar ona.
Godard ve Özlü: Anlamın Sözcüğünü Bulmak... – Hasan Bülent Kahraman Sayfa:50
Geçenlerde Sabah’ta bir yazı yazdım ve henüz daha fazla geliştirmedim. O yazıda sinemanın öldüğünü söyledim. Sinema öldü. Görsellik öldü, çünkü. Bugün bilgisayar çağında karşı karşıya olduğumuz görselliğe bakarak bu olgunun devam ettiğini sanmak, varsaymak tamamıyla bir yanılgı. Bugün sayısal/dijital dönemde yaşıyoruz ve bu olgunun ürettiği görsellikle konvansiyonel görsellik, yani resmin ve sinemanın görselliği ontolojik olarak da epistemoloji olarak da, bütünüyle farklı ve birbirinden uçurumlarla ayrılıyor.
Türk Romanının Yurt Dışında Alımlanması – Mehmet Rifat Sayfa:58
Sonuç olarak bugün, çok daha çeşitli yazarlarımız İngiltere’de temsil ediliyor; ayrıca edebiyat dergileri ve gazeteler, Türk romanını ezber kalıplar içinde değil, farklılaşmış söylemlerle inceliyor. Bazı çevreler Şarkiyatçılık ve egzotizmle biçimlenmiş tartışmalar sürdürse de, Türk yazarlarını dünya edebiyatının ustalarıyla karşılaştıran övgü dolu eleştiri yazıları dikkat çekiyor.
Günlüklerindeki Tanpınar – Nüket Esen Sayfa:64
Tanpınar’ın günlükleri, bedensel ve ruhsal sıkıntılarla estetik ve toplumsal kaygıların iç içe geçtiği bir insan portresi çıkarır karşımıza. Bu denli yetenekli, kültürlü ve yaratıcı zekâ sahibi olan yazarın kişisel olarak çok sorunlu bir hayatı olduğunu gösterir. Günlüklerin bir yerinde şöyle der Tanpınar: “Fakat muhakkak olan birşey varsa ömrüm ya şansıma karşı veyahut da hayatımı tarumar eden ahlakıma ve tabiatıma karşı mücadele ile geçti.”
Yakın Tarih (Şiir) – Abdülkadir Budak Sayfa:66
Günler Geçer... – Haydar Ergülen Sayfa:68
Öyle hak etmediğiniz suçlamalarla karşılaşırsınız ki, onların yalan olduğunu söylemek, düzeltmeye kalkışmak, doğrusunu söylemeye çabalamak bile ağır gelir insana, hem de o suçlamadan duyduğunuz acıyı, üzüntüyü iki katına çıkaracağı için vazgeçersiniz bundan. Bir de eski arkadaşınız, yoldaşınızsa, ona yanıt vermek daha da koyar insana.
Tevarih (Şiir) – Emrah P. Sayfa:73
Kabuk (Öykü) – Hande Altaylı Sayfa:74
Demek ki (Şiir) – Gürhan Tümer Sayfa:75
Kültür Gündemi: Şeytan Âyetleri Hâlâ Bir Tabu mu? – Hilmi Yavuz, Feyza Hepçilingirler, İskender Pala, Buket Uzuner, Ahmet Ümit, Abdülkadir Budak,Sina Akyol, Özdemir İnce, Cem Akaş Sayfa:76
Salman Rushdie’nin 1988 yılında yayımlanan romanı “ Şeytan Âyetleri” 22 yıl sonra hâlâ ihtilaflar doğurabiliyor. Kitabın ‘korsan’ bir baskısının adı daha önce duyulmamış bir yayınevi tarafından (‘Kara Güneş Basım’) Türkçede yayımlanacağının duyurulması kısa zamanda ulusal basında da geniş yankı buldu. Bu da “Şeytan Âyetleri günümüzde hâlâ bir tabu mu?” sorusunu gündeme getirdi. Konuyu yakın dönemde yaşanan Naipaul karşıtı kampanya ile ilişkilendirenler İslam tabusunun yükselişte olduğu bir dönemden geçtiğimizi söylüyorlar. Sizce bugün İslam yazı/yayın dünyamızda bir tabu mudur? Ve de Şeytan Âyetleri’nin bu meselede bir romanın sınırlarını aşan sembolik bir rol üstlenmeye devam ettiği sizce söylenebilir mi?
“Gitme Kal” Arif Damar – Nurullah Can Sayfa:82
Osman Serhat bazı günler beni de Arif Damar’ın Suadiye Lisesi bitişiğindeki Yeryüzü Kitabevi’ne götürürdü. Osman’ın ilk kitabı Dizgi Yalnışı Yok (1973) burada da satılıyordu. Az gülen, az konuşan, asabi görünen, orta boylu, esmer bir adam. Biz dükkândayken teneffüslerde okul çocukları gürültüyle içeri doluşur ve öteyi beriyi karıştırırlardı. Çünkü dükkân aynı zamanda kırtasiyeci olarak da hizmet veriyor ve esas kazanç da buradan geliyordu. Arif Damar sürekli çocukları azarlar ve dükkândan kovardı. Oysa çocuklar için o sadece bir kırtasiyeciydi, o kadar. Daha büyük öğrencilere ise ilgi gösterir ve kitap önerirdi.
Dost “Kıvırcık Ali” – Erdoğan Alkan Sayfa:84
“Her ölüm genç ölümdür,” der Cemal Süreya. 42 yaşında ölen Kıvırcık Ali’nin ölümü gerçekten genç ölümdür. Halk ozanı değildi, Âşık Veysel’in deyişiyle “yaban malı” söylüyordu. Ama güzel bir sesi vardı ve yöresinin ezgilerini seslendiriyordu.
“Cümle Âlem Gizlidir Bu Elifte” – Tozan Alkan Sayfa:86
Duymuşsunuzdur, Atatürk Kemal’i q ile yazmış, beğenmeyince bu harfi Türkçeye sokmamıştı. Böyle rivayet edilir. Ancak Atatürk’ün kullandığı küçük q (kü) imiş. Çünkü Atatürk büyük Q harfini bilmezmiş.
Garip Aile (Şiir) – Jacques Prévert Sayfa:90
4x400 Engelli (Şiir) – Melih Cevdet Anday Sayfa:90
Rimbaud’larla Dörtnala – küçük İskender Sayfa:92
Şubat şubat kafanızı karıştırmak değil niyetim; sevmediğim bir ayda “günaydın” ile “iyi uykular” arasına sıkışmış “merhaba”ların sayısını artırmaya çalıştım. Ne kadar teşekkür edersek acımız o kadar hafifliyor. Ne kadar hoşçakal dersek özgürlüğümüz o kadar anlamlanıyor. Lafı toparlarsak, şiir, insanla ödüllendirilmeyi hak ediyor.
Sakat Piyangocunun Ölümü (Öykü) – Mehmet Fırat Pürselim Sayfa:93
Kefaret (Şiir) – Güray Özçelik Sayfa:94
Şahmeran (Şiir) – Ezgi Aksoy Sayfa:95
Varna Kokuyorsun Şimdi (Şiir) – Cihan Barış Budak Sayfa:96
VARLIK KİTAPLIĞI Sayfa:97
Behçet Çelik ile Söyleşi – Said Aydın Sayfa:97
Kaçacağımız bir kıyı kasabası, bir köy yok artık. Gözlerimizi içimize bırakmamız orada asude bir yer bulma umudunu işaret etmiyor. Yeryüzünün karmaşasının bir benzerini göreceğiz orada da. Ama bundan kaçınmayacağız.
Feridun Andaç ile Söyleşi – Lütfi Özgünaydın Sayfa:100
Gitmek kaçınılmaz. Doğduğumuz yer ile yaşadığımız yer artık bir olmuyor.
“Tarihin Çarmıhında ‘Güneş Ülkesi’” / Mahmut Alınak – Yusuf Kenan Sayfa:103
Dünyaya hükmeden devletlerin koydukları yasaklar yüzünden Şengal’in hangi kıtada olduğunu bilmiyoruz. Dünya haritasında, internette ve tarih kitaplarında ondan söz eden tek bir satır yok. Süper devletler cendereye aldıkları ezilen halkların Şengal’deki hayattan etkilenip uyanmasından korktukları için ona ambargo uyguluyorlar. Ancak çırpınmaları nafiledir, Şengal mutlaka dünya sahnesine çıkacak ve cenderede tutulan halklara ilham kaynağı olacaktır. “Tarihin Çarmıhında Güneş Ülkesi” romanı hepimizi işte o mutlu ülkeye yolculuğa çağırıyor. Düşer mi yolumuz Şengal’e? Keşke…
“Cıva Sanrıları” / Dominic Smith – Nazlı Berivan Ak Sayfa:104
Görüntüyü sabitlemek için kullandığı cıvanın zamanla bilincini altüst edeceğinden habersiz Daguerre büyük başarısından kısa bir süre sonra sanrılar görmeye başlıyor. Paranoyalar da peşini bırakmıyor bu sanrılı günlerde, kıyametin kopmasına kısa bir süre kaldığına inanıyor, dünyanın sonu gelmeden o hatırasındaki tüm önemli maddelerin fotoğraflarını çekmek peşinde. Listenin başında da tüm hayatını değiştiren hizmetçisi Isobel var, masumiyetini bir öpücük karşılığında teslim ettiği ve araya yıllar girmiş olsa da etkisinden bir türlü kurtulamadığı kadına rağmen ve en çok da onun için dünyayı değiştirmiş Daguerre, şimdi o öpücüğün hesabının sorulması gerekiyor.
Leylâ İpekçi ile Söyleşi – Ali Enis Sayfa:106
“Ateş ve Bahçe”yi de, bir önceki romanım “Başkası Olduğun Yer”i de dört buçuk yıla yayılan bir dönemde yazdım. Aynı şekilde ilk romanım “Maya”nın da kaderi onlar gibi olmuştu. Amacım bir kitap yazmaya oturmak değil galiba öncelikle. Beni ilk ilgilendiren bir dünya kurmak, o dünyaya ait sesler duymak, sonra mevsimler, renkler, sessizlikler... Onları izledikçe duymaya çalıştığım o sesin içine giriyorum. Tabii şu da var: Dört buçuk yıl boyunca ille yazıyor değilim. Bazen uzun uzun düşünüyorum, rüya görüyorum... O birkaç bölümün ya da sadece bir paragrafın üzerine geceler iner, güneşler doğar, yağmur yağar. Yazmazken de yazıyorum aslında. Sanırım diğer yazarlar için de geçerli bu.
“Dağlarca ile... ‘Söz Kuşlarından Kalan Parıltı’” / Yasemin Arpa – Adnan Gerger Sayfa:108
“Dağlarca ile... ‘Söz Kuşlarından Kalan Parıltı’” Dağlarca’yı tanımak için eşsiz bir kapı aralıyor. Doğan Kitap’tan yayımlanan 30 ciltten oluşan şiirlerini okumama karşın, Arpa’nın kitabını okuyana kadar Dağlarca’yı tanıdığımı söyleyemem. Yukarıda da demiştim ya, bir şiiri anlamak başka şey, bir şairin hangi derinlikte olduğunu ölçmek, nasıl yaşadığını, neler düşündüğünü bilmek başka şey, hem de bambaşka.
Yeni Yayınlar – Reyhan Koçyiğit Sayfa:110
Ayın Haberleri – Derleyen: Saime Akat Sayfa:112
ŞUBAT 2011 - KİTAP EKİ
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI