Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 12 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

ŞUBAT 2010

Çizgi-yorum – Semih Poroy Sayfa:2
Varlık ile “Var” Olmak – Varlık Sayfa:3
77 yıllık yaşamında, okur kitlesi nezdinde bir “marka” haline gelen Varlık’ın işlevine ve konumuna gelince, Akşam gazetesi köşe yazarlarından Ali Saydam, geçenlerde şöyle yazmıştı: “Var olmak’ ve ‘varlık’ iki ayrı kavramdır. Her varlık var olamaz… Marka olmak için her ikisini de aynı anda yaşayabilmek ve yaşatabilmek gerekir.” Bir “varlık” olarak varlığımızı sürdürmemizi sağlayan çalışanlar, yazarlar ve okurlara, sadakatlerini hiç yitirmeyen abonelerimize, 77 yıl dolusu teşekkür eder ve daha nice varlıklı yıllar dileriz.
Başka Bir Edebi Modernleşme Mümkün müydü? – Savaş Kılıç Sayfa:4
Modernleşme ile Osmanlı birikimi/mazisi/geleneği arasında esas itibariyle bir çelişki var mıdır? Nasıl oluyordu da (ve niçin) “gerici” A. Hamdi Tanpınar memleketin hayrı için sosyalizmi savunabiliyordu? Başka türlü tasavvur edilmiş bir edebi modernleşme, başka türlü hayata geçirilebilecek bir toplumsal modernleşmenin modeli olabilir miydi? Kısır gündelik tartış-maların cenderesinden kurtularak üstüne düşünmemiz gereken sorular bunlar.
Soruşturma: Başka Bir Edebi Modernleşme Mümkün müydü? – Hilmi Yavuz, Sabit Kemal Bayıldıran, Özdemir İnce, Hulki Aktunç, Güven Turan, Ömer Lekesiz, İbrahim Yıldırım, Murat Gülsoy, Bâki Ayhan T. Sayfa:12
1) Kimlik olarak uzak geçmişi (İslam öncesi Türk tarihi) ve yerelliği (folkloru) esas alan Cumhuriyet dönemimizin edebi modernleşmesi başka türlü olabilir miydi? Neleri kimliğinin “tanımlayıcı”ları olarak benimseyebilirdi? Alternatif bir modernleşmenin yerel bileşenleri neler olabilirdi? 2) Sizce edebi modernleşmemiz kendine özgü biçimler, türler ve temalar bulabildi mi? Hangi yönleriyle “kendi” olabildi? Yoksa tartışılageldiği gibi Batı edebiyatı etkisinden kurtulamadı mı? 3) Başka türlü tasavvur edilmiş edebi modernleşme, başka bir toplumsal modernleşmenin modeli olabilir miydi?
Gülseli İnal ile Söyleşi – Bülent Usta Sayfa:28
Doğuştan aykırı bir yapım vardı ve dış dünyadaki çok az şeyle uyum sağlıyordum. Uyum sağladığım şeylerin başında Aşk geliyordu, hâlâ da öyle. Aşkın çok çeşitleri, sevginin varyasyonları, aşk efseneleri, mitler. Mitolojileri yaratan zihinler, benim kutsallarım arasında yer alır. Mitolojilerde, efsanelerde bir şey keşfetmiştim; hem anlık, hem sürekli olmaları çok ilginçti.
Bir Vakitsiz Yalnızlık (Öykü) – Berat Alanyalı Sayfa:34
Albert Camus: Yeniden – Mehmet Rifat Sayfa:36
2010 Albert Camus’nün ölümünün 50. yılı (4 Ocak 1960’ta ölmüştü). 2013 ise doğumunun 100. yılı olacak. İlginçtir 1980’de Sartre’ın çok büyük bir kalabalık eşliğinde (en az 50 bin kişi) Montparnasse mezarlığına uğurlanmasından kısa bir süre sonra Fransa’da, Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla birlikte de son yirmi yıl içinde başka birçok ülkenin entelektüel çevrelerinde Camus yoğun biçimde yeniden gündeme getirildi; “başkaldıran insan” kavramı konusundaki görüşleri, totaliter rejimler hakkında söyledikleri tartışıldı, tartışılmakta.
İştah ve Edebiyat – Deniz Özbeyli Sayfa:39
İştah ya da iştiha. Kökeninde şehvet var kelimenin. Harflerin, seslerin çağrışımları önemli. İşte, iştah kelimesinin “i”si ve “ş”sini görünce ya da duyar duymaz ağzınız sulanmaya başladı bile. Kendinizi yoklayın, göreceksiniz. İkinci hece ile de ağzınızı sulandıran tükürüğünüzü bir çırpıda yutkunuşunuzun ve dilin üst kısmı ile üst ön damağınızı temizleyişinizin sesi gelir sanki. Kelimenin seslemesindeki böyle bir ilişkinin doğrulanması ayrıntılı bir fonoloji ve etimoloji araştırması gerektirebilir.
Bir Gar, Bir Tren, Bir Yolculuk – Hasan Bülent Kahraman Sayfa:41
Her şeyi yeniden üretebilen ve kendi özünden kaynaklanmış hiçbir şeyi yabana atmayan bir olgusallığı var Avrupa’nın. Klasik kavramını inşa etmesi başka türlü mümkün olamazdı. Klasik her kuşağın kendisinden öncekine bir duyarlılıkla yaklaşmasıyla ve ‘akümülasyon’la oluşur. Bizim yapamadığımız ise budur. Shelly ‘destroyer and preserver’ diyordu. Biz hiçbir zaman muhafaza eden bir toplum/bilinç olmadık; daima tahrip ettik. Neden?
Golgi (Şiir) – Altay Öktem Sayfa:48
Feridun Andaç ile Söyleşi – Ceren Onay Sayfa:49
‘Yazarın yurdu dilidir’ düşüncesine bağlılığım sürmekle birlikte, zamanla, çıktığım coğrafi yolculuklarda gördüm ki; bir yere bağlanma duygusunun tözünde aidiyet yatıyor. Yani kendinizi o dile ait hissettiğiniz kadar, o yere de ait hissetmelisiniz önce. Bu kez, dille ve yer’le ilişkimi/bağımı sorgulamaya yöneldim. Her sorgulayışta da bir başka kıyıya ulaştım. Doğduğum yerle yaşadığım yer, gittiğim yerle içimdeki yer arasındaki git-gellerim beni, Babil sürgünlüğünün anlamına döndürdü demeliyim.
Dergâhıma Girmeyeceksin (Şiir) – Veysi Erdoğan Sayfa:53
Ahmet Ada’nın Şiirinde Zamanı Yorumlayan Anlam Katmanları – Mustafa Şerif Onaran Sayfa:54
Alışılmış bir gerçeği yinelemek yerine, gerçeğin öte yüzünde imge derinliği aramak, o derinlikte bilmediğimiz bir gerçeği sezdirmek insana görmeyi öğretebilir. Yani bir imge gerçeğe değişik bir boyut kazandırabilir. Şiirin gerçeğinde öykü gerçeğini arayanlar o imge yoğunluğunu anlayamazlar.
Benim Klasiklerim / 6 – Ahmet Önel Sayfa:57
Bir insanın şiddete, düpedüz hayvanca bir saldırıya uğradığı an aklından geçenler neler olabilir? Kayıpların muhasebesinden çok daha çocukça şeyler diye anlatacaktı çok sonralarda. Yere düşerken aklımda yalnızca tek bir şey vardı. Dağılan misketlerim, kaybettiğim tahta palyaço ve cebimi asla terk etmeyen gazoz açacağı!
Cinsel Kitaplar... Müstehcenlik... Pornografi... – Melike Belkıs Aydın Sayfa:60
Her metinde olan biten utangaç bir kendini sergilemeden ötesi değil. Hep bir üçüncü gözün düşünü kurar yazar, sözlüye kalkmış bir çocuk gibi heyecanlıdır onun önünde. Kimileri için tek bir kişidir o, kimileri soyut bir okur düşüncesini yeğler. Gerçek yaşamda gösterilemeyenin metne maruz bırakılarak gösterilmesini sağlayan yazar için üçüncü göz bir varoluş nedenidir. Sansürleyen gözse yazarın düşünü kurduğundan bambaşka bir üçüncü göz, yakını da, uzağı da görmekte oldukça zorlanır, kara bir banttan yardım umar. Yazarları da takma adların ardına gizlenmek zorunda bırakır.
Deniz Ağacı (Şiir) – A. Barış Ağır Sayfa:63
Not Defteri – Hüseyin Yurttaş Sayfa:64
Türkiye’de ‘sinema yazarlığı’nın bir kavram, bir san olarak yerleşmesini sağlayan birkaç kişiden biridir Dorsay. Sözgelimi, onlardan biri de sevgili arkadaşım Prof. Dr. Oğuz Makal’dır. Onlara hep şaşmışımdır. İnsan bir sanat koluna, üstelik çok zaman gerektiren bir sanat koluna bu denli bir tutkuyla nasıl bağlanabilir; bağlanırsa, izleme, inceleme ve araştırma sürekliliğini nasıl sağlayabilir; hep düşünmüşümdür. Sinemayı yakından izleyip bilenlerden biri de Tarık Dursun K.’dır ya; Oğuz Makal’la Tarık Dursun K.’nın sinema sohbetlerine epey tanık olmuşumdur. Benim gibi sinemayı iyi izleyememiş biri için bir ufuk ardını konuşmak gibi uzak, gizemli, zengin, farklı, düşlerle bezeli bir dünyadan söz etmek anlamına gelmiştir bu söyleşiler.
Her Yazar Her Konuda Yazabilir mi? – Yusuf Çotuksöken Sayfa:67
Bir konunun bir yazarın ilgisini çekip yazma konusu olabilmesi için birtakım koşulların gerçekleşmesi gerekir kanımca. Galiba, her şeyden önce, o konu yazarın keyfini kaçırmalı, etini burmalı, canını acıtmalı, sorun olarak gözüne batmalı… ya da konu yazarın başkalarıyla paylaşılabilir bir mutluluk öğesi içermeli, işlenmesi durumunda dünyaya bir güzellik katabileceğini ima etmeli, gel beni yaz diye çağırmalı yüksek sesle, vd.
75 Yıllık Bir Söz Çınarı: Azerbaycan Yazıcılar Birliği – İrfan Çiftçi Sayfa:69
Bu yazının kapsamında amacım Sovyet dönemini inceyelip analiz etmekten daha ziyade bir hafıza yoklaması yaparak AYB’nin hâlâ güçlenerek yaşamasının ve 75. yılında adeta her bakımdan küllerinden yeniden doğmasına ve önemine dikkat çekmektir. Azerbaycan Yazıcılar Birliği’nin bu kadar sağlam durabilmesinin nedeni 19. yüzyılda dönemin en önemli petrol merkezi olarak Bakü’nün bugünün Hong Kong’u gibi cazibe merkezi olmasıdır. Asya’nın (Şark’ın) en önemli modernleşme merkezi olduğundan, matbuat başta olmak üzere modern sanatların kökleri 1900 başlarına kadar gitmektedir.
Hiçkırık (Şiir) – Betül Dünder Sayfa:71
Çevirdim Dilim Yandı – Tozan Alkan Sayfa:72
Çevirmen, çevirdiği kitabın diğer çevirilerinden yararlanmalı mı acaba? Çevirmenine göre değişiyor demek ki. Giovanni, Borges’in yapıtlarını çevirirken başka çevirilere başvurmayı doğru bulmamış. Başkasının sözcüklerinin ya da bulduğu çözümlerin kafasını kurcalamasını istemediğini belirten Giovanni, Borges’i çevirmeden önce, hiç Borges okumadığı için şanslı sayıyor kendini. Onun yapıtlarına ilişkin araştırmaları da okumamış. Giovanni’ye göre “Profesörlerin onun yapıtı üstüne söylediklerini okursanız, bir satırını bile çevirmeye kalkışmazsınız.
Hamza Süiti (Şiir) – Cemal Süreya Sayfa:75
Hamza Su-iti (Şiir) – Müslim Çelik Sayfa:75
Yeni İmzalar – Enver Ercan Sayfa:76
Dağlarca’yı hatırlıyorum. Şiirini okumak isteyen genç bir şaire itiraz etmiş, “kâğıdı ver” demişti, “sesin güzelse kandırırsın beni.” Haklıydı. Birincisi bu. İkincisi, eğer sıcakkanlı biriyseniz, yine etkilersiniz karşınızdakini, en azından sizi kırmamak adına söyleyeceklerini tam söyleyemez. Cemal Süreya için “herkese mavi boncuk dağıtıyor” derlerdi. Karşılaştığı her yaştan pek çok şair, şiiri hakkında görüş istiyordu ve Süreya durup dururken kimseyi kırmak istemiyordu; ne yapabilirdi ki.
Esir (Öykü) – Alper Turna Sayfa:77
Bilmece (Şiir) – Ali Kemal Çabuk Sayfa:78
Travmalar Tramvayı (Şiir) – Cihat Kemal Sayfa:79
ŞUBAT 2010 - KİTAP EKİ
Talat Sait Halman ile Söyleşi VEDAT YAZICI 1
Ara Sıcak NURDURAN DUMAN 4
Bir Terapistin Arka Bahçesi ALİ ÇİVİ 6
Zaman Devriyeleri AYÇA GÜZEL 8
Horozu Düşen Hayat ŞEREF BİLSEL 10
Mehmet Çetin ile Söyleşi AKIN YANARDAĞ 12
Tarih Felsefesi DERYA ÖNDER 14
Çiğdem Sezer ile Söyleşi TÜRKÂN YEŞİLYURT 16
Deniz Durukan ile Söyleşi PETEK SİNEM DULUN 17
Şiir Günlüğü GÜLTEKİN EMRE 20
Yeni Yayınlar REYHAN KOÇYİĞİT 22
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI