Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 12 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

HAZİRAN 2009

Çizgi-yorum – Semih Poroy Sayfa:2
Erkek Olmak: Büyük İmkânsızlık – Hande Öğüt Sayfa:3
Erkekliğe giden yolda ilk kopukluk anneyle kurulan bağda oluyorsa, ikinci kopukluk da benlikteki bağda gerçekleşir. Erkeklik kadını dışarıdan, erkeği ise içeriden yıkan bir kimliktir. Hiç tamamlanmayan bir erkeklik, imkânsız, muğlak, yıkıcı bir kimlik için verilen bu bitmek bilmez mücadele, bütün erkeklerin en baştan yenik oldukları anlamına gelir; adeta bir “ilk günah”tır erkek kimliği...
Adalılar (Şiir) – Halim Yazıcı Sayfa:9
Serpil Sancar ile Söyleşi – Melike Aydın Sayfa:10
Erkek egemenliği küresel bir rejim, birçok başka iktidar sistemiyle iç içe yaşayıp besleniyor. Çoğu zaman erkek egemenliğinin hegemonik bir ilişkiye dönüştüğünü görüyoruz. Yani erkek egemenliğini sürdürecek bir tür değer, ilişki, kurum ve kuralın geçerliğine inanan, doğru bulmasa da sessizce itaat eden, katılmayıp uzaktan izleyen farklı erkeklik konumları ve kimlikleri olduğunu görüyoruz. Bu hegemonik erkeklik farklı erkeklik kimlikleriyle bir tür pazarlık, ilişki, uzlaşma ve işbirliği içinde yaşıyor.
Erkekliğin Sınırlarını Anlamaya Kendimizden Başlamak... – Nil Mutluer Sayfa:14
Erkeklik de sadece egemen iktidarla anılan bir kavram değil. Farklı kadın ve erkeklerin güç ilişkisi bağlamında çeşitlenen, coğrafyaya, zamana, sosyal, ekonomik ve politik değişikliklere göre şekillenen bir kavram. En önemlisi cinsel yönelim, sınıf, meslek, statü gibi özelliklerin farklı bileşenlerinin bedenleştiği kadın ve erkekler tarafından üretilen bir kavram. Bu haliyle, ne erkeklik iktidarın tek temsilcisi, ne de erkekler iktidarın tek öznesi. Bizim memlekette erkekliği ve sınırlarını anlamak da kendimizden etrafa doğru bakarak anlamlandırabileceğimiz, kendimizi bir şekilde ilişkilendirebileceğimiz bir süreç.
Pınar Selek ile Söyleşi – Gülce Başer Sayfa:18
Egosu sürekli şişirilen ve egemenlik mitleriyle özdeşleşen, bunlara yaklaştıkça alkışlanan erkekler, bir yandan da egemenlik çarklarında sürekli iğdiş ediliyor. Çünkü şiddet kapasiteleri sürekli beslense de, gerçek yaşama tosluyorlar. Hakikatleri eziliyor. Parçalanıyor. Yani sürüne sürüne öğrenilen erkeklik, iktidar vaadiyle iktidarsızlığın bir arada deneyimlendiği bir süreç oluyor.
İktidarp – küçük İskender Sayfa:21
Erkeğin iktidarı, iktidarsız olabilme ihtimalinden, riskinden doğar. Şöyle dersek, bir tedbir olarak başlamış ve korunma-sakınma mantığı gitgide, ortaya çıkan gücün kullanılma gereğiyle saldırı mekanizmasını harekete geçirmiştir. Kadının iktidar yeteneği ise doğuştandır. İçgüdüseldir. Kadının fizyolojik temelli iktidarı bireyde bloke edilirken erkeğin politik iktidarı patolojik evrim sürecine girmiş, aynı zaman da sosyalleşmiş ve adeta salgına dönüşmüştür.
Ay Hüsn (Şiir) – Osman Hakan A. Sayfa:22
Küba’da – Hasan Bülent Kahraman Sayfa:23
Che, mektubu ölürse okunması kaydıyla bırakmıştır Fidel’e. Fakat ülkeyi terk edişinden kısa bir süre sonra Fidel mektubu bir milyon kişinin önünde okur. Böylece Che’nin Küba’yla tüm bağları kopmuştur. Geriye dönmesi gerektiğinde bu nedenle dönemez. Öylesi bir devrimcinin ‘artık gidiyorum’ dediği yere yenik olarak geri gelmesine olanak yoktur.
Kemal Özer ve “Temmuz İçin Yaralı Semah” – Zeynep Uzunbay Sayfa:29
Kemal Özer, “Yangın Şiirleri”nde kendisiyle acısı arasına oturan ben’i biz’e dönüştürmüş, orda bulunmakla bulunmamanın uçlarını şiirle bağlamıştır. Henüz orda olmayan ama olacak olanlarla hızlanacağını düşündüğü yürüyüşü, kısacık adımlarla da olsa kendisi başlatır.
Kuyuda (Şiir) – Hüseyin Peker Sayfa:31
Sol Melankoli Bağlamında Turgut Uyar Şiiri Üzerine Birkaç Söz – Ali Galip Yener Sayfa:32
Uyar güncesinde “Asıl olan mutsuzluktur,” demiş bir şairdir, ne zaman, Türkiye’de solun, teorik ve pratik olarak açılım yaptığı, o mutlu yıllardan birinde, 1964’te. Mutsuzluk ve can sıkıntısı, umuda, “umut ilkesi”ne (Ernst Bloch) umutsuzluk üzerinden gitme çabası Uyar’ın sadece şiirini değil, hayat karşısındaki duruşunu bütünüyle belirler/yönlendirir.
Ozan Sataşmasından Ozan Sürtüşmesine – Mustafa Şerif Onaran Sayfa:36
Edebiyatçılar Derneği’nde sorumluluk aldığım yıllarda “Ecevit Neden Şair Değildir” diye bir bildiri yayımlamıştık. Hapisanelerdeki açlık grevlerinde onu aşkın tutuklunun ölmesine duyarsız kalan siyasetçilere karşı çıkış sayılan bu durumu, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in ozan kişiliğine yakışmayan bir tavır olarak niteledik. Etkili olacağına inandığımız bir söyleyiş biçimiydi bu! Yoksa Edebiyatçılar Derneği’nin ozanlıktan çıkarmak ya da ozan yapmak gibi bir yetkisi yoktu.
Erdem Devesi’nin Eğri Bedeni – Rahmi G. Öğdül Sayfa:39
Mekân nötr, yansız bir şey değildir. İçinde bulunduğumuz mekân bizi derinlemesine etkiliyor. Henri Lefebvre’nin deyişiyle beden hem kendisini mekânda üretir, hem de mekânı üretir; her beden mekânda yayılır ve mekânı işgal eder; her beden bir mekândır ve bir mekâna sahiptir.4 Devenin eğri mekânı, yeryüzünün eğri mekânıyla buluşuyor.
“Dost Günlerin Sonu” – Haydar Ergülen Sayfa:41
Peki kime yazıyoruz, kimin için yazıyoruz? Ya da şiir gitgide niye daha az okunuyor? Çünkü yitirdiğimiz bir dünyayla, o dünyanın değerleriyle birlikte, o değerlerin sahibi ve taşıyıcısı olan insanları da yitiriyoruz, onlar da şiir gibi azalıyor. Böylece bir bakıma kendimiz gibi olan, kendimiz gibi olacağına umut bağladığımız bir ‘azınlık cemaati’ için yazıyoruz.
‘Enver Gökçe ve Neruda’ Şiirine Bir Altyazı – Metin Demirtaş Sayfa:47
Uzun kış geceleri gaz lambası ışığında göz nuru ile Fransızcadan çevirdiği Neruda şiirlerinin 1959 yılında hoyratça alınıp götürülüşünü, onları geri almak için verdiği çabayı anlattı kesik, kısık sesiyle ve dura, dinlene. Küllenmiş, ama duyumsanan bir öfke ve üzüntüyle.
Enver Gökçe ve Pablo Neruda (Şiir) – Metin Demirtaş Sayfa:49
Hiç Kullanılmamış Bir Ölüm (Öykü) – Zeynep Aliye Sayfa:50
Kemal Burkay: Gecenin Koynunda Bir Adam Yüzünde Buruk Bir Gülümseme – Azad Ziya Eren Sayfa:54
Politik tavır olarak taraf olan şair, şiiri ne denli büyük olsa da ötelemelerden kurtulamaz. Burkay’ın şiiri olmasa da tanınmışlığı (aldığı uluslararası şiir ödüllerini ve Avrupa’daki bilinirliğini dışarıda tutarak) da bundan nasibini almıştır. Gerek siyasal tavrı, gerekse ülkenin sanat ortamından uzak oluşu nedeniyle, bir yandan dezenformasyona uğramış, öte yandan da görmezden gelinmeye çalışılmıştır.
Prangalar (Şiir) – Kemal Burkay Sayfa:56
Manganelli: “Kitap Bir Haritadır” – Mehmet Rifat Sayfa:57
Dikkatli okur, özellikle de yeniden-okuyan-okur ruhunda bir sayfanın, bir satırın, bir sözcüğün büyük bir ses, bir çınlama olduğunu bilir; ona sinirlerini, adı olmayan dolambaçlarını, kaçınan ve karanlık gizli yanlarını sunar. Bir sözcük derinliklerin mavi sessizliklerini temelinden söker şiddetle ve oradaki balıkların pullarını, köpekbalıklarını, gemi iskeletlerini, mercanları, yakamozları uyandırır.
Çağıran Zamanın İçinden – Feridun Andaç Sayfa:60
İktidarın gücünün sayılarla ölçüldüğü bir zamanda, dil yanlışlarına bakmadan konuşmak nasıl hünerse; bu tür sayrıevlerini de ayakta tutmak başka bir hünerdi. Kapısından ölüm geçerdi… Baktıkça bunları hatırlatırdı size.
“Vize Mıntıkası”nda Kültürel İlişkiler – Osman Deniztekin Sayfa:63
Geçtiğimiz Mayıs ayında 2009 Avrupa Kültür Başkenti Vilnius’ta (Litvanya) yirmi ikincisi yapılan toplantıya bağımsız editörlerimizden Sıla Okur’u göndermek istemiştik. Ancak (aslında tüm eski Sovyet uydusu, yeni AB üyesi ülkelerin topluluk dışı “kenar” ülkelere karşı ironik tavrını yansıtan) Litvanya Büyükelçiliği’nin elimizdeki resmi davet mektuplarına aldırmayıp karşımıza çıkardığı onur kırıcı ve engelleyici bir sürü talepten yılarak vazgeçtik. Avrupa 2010 Kültür Başkenti olan 14 milyon nüfuslu kentimizde bir temsilcilik bile aç (a)mamış, Schengen anlaşmasına yeni imza koymuş bir AB üyesinin Ankara’daki elçiliğinden, yaklaşık 10-12 maddelik bir “gerekli belgeler” listesine ilaveten, “vize isteyen şahsın pasaportunda yakın tarihli Schengen vizesi yok, bu yüzden bizzat müracaat etsin, ikamet süresi içinde kendini geçindirecek geliri olduğunu kanıtlayacak yeni belgeler ibraz etsin” türünden “absürt” talepler dayatılınca, doğrusu fazla geldi.
Suyun Koru (Şiir) – Fuat Çiftçi Sayfa:65
Vize Mıntıkasında Yaşamak – Nelly Bekus-Goncharova Sayfa:66
Vize politikasının arkasında katı bir sınır felsefesi var, fakat bu sınır devletlerden ziyade insan topluluklarını birbirinden ayırıyor. Özgür seçim hakkı olanlar ve olmayanlar; hangi şehirde yaşayacağına karar verebilenler ve veremeyenler arasındaki farkı vurguluyor.
Benden Başka Tanrıya Tapmayacaksın – Veysi Erdoğan Sayfa:69
Not Defteri – Hüseyin Yurttaş Sayfa:70
Ku(r)şun Lezzeti’ni (özellikle de bu romanın VIII. Bölüm’ünü) okurken, bu ilginç yazarın bizi gerçekçiliğin bir başka boyutuna götürdüğünü düşündüm. Onun yaptığı “derin devlet” demeden “derin devlet”i anlatmak gibi bir şey. Ekonomi-politiği, kapitalist sistemde soygun mekanizmasının nasıl işlediğini ve bizim ruhumuz bile duymadan nelerin elimizden avcumuzdan uçup gittiğini, çağdaş sömürünün boyutlarının nerelere vardığını anlatışıyla, yeni bir bakışı edebiyatımıza getirdiğini söyleyebiliriz.
Rimbaud’nun Seyir Defteri – küçük İskender Sayfa:73
Sorunun kralı şu: “Yazdıklarımın nasıl olduğunu yetkin bir ağızdan işitmek bana yol gösterecek mi?” Toptan yanıtlıyorum: Hayır, göstermeyecek. Şiir de, öykü de çırağın elinde duran ve ustasına saplanma eğilimi taşıyan hançerdir bazen. Bundan kimsenin endişesi, korkusu yok. Çünkü ihanet de doğal. Azot döngüsüne benzer bir mana döngüsü var hayatta. Sanatsal yaratıyla yaratıcı arasındaki ilişki dışardan yönlendirilemez; ancak, yaratıcının sanatsal yaratıya olan bağlılığının ve ona karşı sorumluluklarının farkına varması sağlanabilir. Ürün, algı alanına geri çağrılır yalnızca. Gelir mi, gelmez mi – o, muamma.
Devrim (Şiir) – Eren Okur Sayfa:73
Beklerken (Öykü) – Serhat Çelikel Sayfa:74
Temren Ucunda (Şiir) – Muammer Can Sayfa:76
Otel Lokantası (Şiir) – Sinan Özdemir Sayfa:77
Edebiyat Komiseri – Krimonolog Dr. Kemal Şahingözlü Sayfa:78
Ayşim, Sayın İskender Pala’nın bir gün sinemaya uyarlanabilir düşüncesiyle yazdığı son sine-roman örneklerimizden Katre-i Matem gibi Lale Devri’nde geçiyor. Soluk soluğa okunan bu roman yalnızca quick- cut kurgusuyla değil, sound editing’i ile de benzersiz. Çünkü planların arasına yerleştirilen şarkı sözleri ve ses efektleri, romana işitsel bir boyut kazandırıyor. Örneğin, tavus kuşları Ha ha! Huu! şeklindeki inlemelerle ağlarken, böcekler Ci, ci, ci sesleriyle geceyi şad ediyor; padişah, büyük harflerle OOOF derken, haremdeki kızlar AAAA diye şaşırıyor.
HAZİRAN 2009 - KİTAP EKİ
Yapıcılığın Gücü – Türkan Saylan’la Söyleşi GÜLSÜM CENGİZ 1
Anlar İzler Tutkular ALİ BULUNMAZ 4
Filiz Özdem ile Söyleşi ERDEM ÖZTOP 6
Şiir Hikâyeleri BÂKİ ASİLTÜRK 8
Tiyatronun ABC’si NURİYE BİLİCİ 9
Pamuk Prenses SANEM SİRER 10
Gitmek Zamanı PETEK SİNEM DULUN 12
Canan Tan ile Söyleşi SAİME AKAT 13
Ilgım Düş Esrar CEM UZUNGÜNEŞ 14
Eski Türkçeden Eski Anadolu Türkçesine
Anlam Değişmeleri SAVAŞ KILIÇ 15
Tozlu Raf DENİZ DURUKAN 18
Günü Gününe Şiir Günlüğü GÜLTEKİN EMRE 20
Yeni Yayınlar REYHAN KOÇYİĞİT 23
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI