Varlık Yayınevi
     
 
  Blog
   
Anasayfa Tarihçe Varlık Dergisi Kitaplar İletişim Yardım
Kullanıcı Girişi  (Üye Ol - Şifremi Unuttum)
Yaşar Nabi Nayır
Varlık Ne İçin Çıkıyor
Künye
Varlık'ta Bu ay
Varlık Dergisi İçeriği (son 12 yıl)
Abonelik
Yaşar Nabi Nayır Ödülleri
Varlık Dergisi 'eurozine' üyesidir

MAYIS 2009

Çizgi-yorum – Semih Poroy Sayfa:2
Cemal Bâli Akal ile Söyleşi – Yücel Kayıran Sayfa:3
“Spinoza’da tekilden çoğula geçilmez. Tekil, ‘tekillikler içinde’ düşünülür.”
Türkiye’de Spinoza Okumaları – Ali Galip Yener Sayfa:9
Spinoza düşüncesinin temeli, soyut bir özgürlük kavramının olumlanmasına değil, her insanın biricikliğini temsil eden kişisel özerkliğe vurgu yapılmasına dayalıdır. Felsefecinin edebiyat dünyasındaki etkilerini bu çerçevede çözümlemek mümkün olmuştur. Voltaire’den Schlegel’e, Einstein’dan Borges’e çok sayıda kalburüstü felsefeci, şair, yazar ve bilim insanı Spinoza’nın fikir mirası ile yakın bir etkileşim halinde üretmişlerdir.
Spinoza ve Aşkın Diyalektiği – Ulus Baker Sayfa:13
Spinoza asla birisi benden nefret ediyor, o halde ben de ondan nefret etmeye başlıyorum, biri beni seviyor, o halde ben de onu sevmeye başlıyorum demiyor. Bütün söylediği, birinin benden nefret ettiğine inandığımda bende zaten uyanmış olan kederin nedenini kendimde bulamazsam benden nefret ettiğini sandığım kişide bulacağımdır... Aynı şekilde, beni sevdiğine inandığım birinin bende uyandırdığı hazzın nedenini kendimde bulamazsam, onda bulacağım demektir bu...
Spinoza’nın Siyaset Kuramında İç Savaş Sorunu – Yaşar Güneş Sayfa:17
Spinoza’ya göre, güvenlik içinde yaşamak ve insanın kendi imkânlarıyla karşılayamayacağı birçok zahmetten kurtulmak için, toplum yararlı ve zorunludur. Yalnızlık, yani doğa durumunda yaşamak yoksulluk ve yoksunluk olarak görülür. Çünkü insan yalnızken kendi doğasının olanaklarını açma, geliştirme imkânına sahip değildir. Bu nedenle de doğa durumundan sivil hale geçme, yani toplum yaşamı insan için kendi doğasının olanaklarını geliştirme ortamıdır.
İda (Şiir) – Cengiz Bektaş Sayfa:20
Deleuze, “Teolojik-Politik İnceleme”yi Neden Göz Ardı Etmektedir? – Yücel Kayıran Sayfa:21
Spinoza’nın “Teolojik-Politik İnceleme”deki betimlemesi, Deleuze’ün ileri sürdüğü gibi, onun teolojiyle ilişkiye girdiğini değil, onu eleştirdiğini, tamamen devredışı bıraktığını gösterir. Spinoza’nın “Etika”da geliştirdiği Tanrı kavramı ise, teoloji geleneğinin tamamen dışındadır. Spinoza, Tanrı’yı anlamak için tabiata bakmak gerekir, der.
Bir Anti-Hümanist Olarak Spinoza – Övünç Cengiz Sayfa:24
Spinozacı anlayış zihne atfedilen ve beden hangi durumda olursa olsun dokunulmamış şekilde kalabilen o kurgusal özgürlüğü reddeder. Zihnin özgürlüğü bedenin içinde bulunduğu duruma göbekten bağlıdır. Eğer beden bir ilişki içinde tabiiyet altında ise zihin de tabiiyet altındadır. Beden özgür değilse zihin de özgür değildir; beden özgür olmadan zihin de özgür olamaz.
Kuzgun Anısı (Şiir) – Can Bahadır Yüce Sayfa:28
Roman Eleştirmeninin Kavramları – Mehmet Rifat Sayfa:29
Anlatı incelemeleri alanındaki bilimsel araştırmaların edebiyat eleştirisini de doğrudan etkilediği bir gerçek. Bu etki yalnızca Fransa’da, Fransız dilindeki roman eleştirisinde görülmüyor kuşkusuz. Bir örnek vermek gerekirse, Bahtin, Propp ve Lotman’ın yaklaşımları çeviriler aracılığıyla dilden dile yayılırken, Fransa, Amerika, İngiltere, İtalya, Almanya, Türkiye, vb. arasında dolaşan felsefecilerin (sözgelimi Derrida), yorumbilimcilerin (sözgelimi Ricœur), göstergebilimcilerin görüşleri ve kavramları da dünyanın farklı dillerine yine özellikle çeviriler yoluyla geçmiştir. Kavramlaştırma çabası olmadan, gözlemlenen nesnelere özgü ayırıcı niteliklerin yeterince sergilenemediği bugün artık biliniyor, sanıyorum.
Saat (Şiir) – Enis Batur Sayfa:31
Tarık Dursun K. - “Bir Usta İlk Cümleyi Arıyor!” – Ahmet Önel Sayfa:32
Tarık Dursun K.’yı beş yıldan bu yana, yani Foça’ya göç ettiğim günden bu yana tanıyorum. Öncesinde tanımıyor muydum? Yanıtı belli bir soru bu; elbette tanıyordum. Steinbeck’i, Hemingway’ı, Saroyan’ı tanıdığım türden bir tanışıklıktı bu. Bir yazı sevdalısı olarak adını andığım ve yanlarına daha pek çok adı rahatlıkla yerleştirebileceğim uzun bir listenin ortak paydasında yazının gücü saklıydı mutlaka.
Ayfer Tunç ile Söyleşi – Tülin Er Sayfa:35
“Neyin doğru, neyin yanlış olduğundan artık emin değiliz.”
Ahlaka Mugayir (Öykü) – Mavisel Yener Sayfa:38
Ey Külünden Doğmanın ve Acının Yeraltı (Şiir) – Nilay Özer Sayfa:39
İşim Var (Şiir) – Hüseyin Yurttaş Sayfa:40
Türkçe Belası – Hasan Bülent Kahraman Sayfa:41
Giderek modern romanın tersi bir durum hâkim oluyor: parçalanmış bir dünyada tümellik çelişki getiriyor ve romanlar parçalı iken de o çelişkili bütünlüğün ardı sıra yürüyor. Bu olacak şey değil. Gerçek anlamda bir parçalanma arayışından söz ediliyorsa metnin kendisine dönük çözülüşünü de içeren (ki, postmodern romanın en önemli ırasıdır) Don deLillo gibi yazarlara bakmak gerekmez mi?
Ozan Sataşmaları – Mustafa Şerif Onaran Sayfa:47
Değişen şiir anlayışları yeni görüşler kazandırıyor. Bu yeni görüşlerin tartışılması, saygı sınırını aşan “ozan sataşmaları”na yol açabiliyor. Bir şiiri değerlendirmek yalnızca ozana kalmalı. Ozan, kendi şiir anlayışı doğrultusunda, bir başka şiiri değerlendirirken duygusal yorumlara varabilir. Güzelliğini koruyan eski bir şiiri görmezden gelebilir. Giderek, nice değerler gereksiz yere yıpratılabilir.
Cambaz (Şiir) – Tozan Alkan Sayfa:49
İskender Pala ile Söyleşi – Yusuf Çopur Sayfa:50
“Katre-i Matem’le bir Mesnevi yazmak istedim!”
“Vatan ve Hüzün: Pekiyi!” – Haydar Ergülen Sayfa:54
Şairler, iyi şairler diyelim, ‘zamanın ruhu’na uygun yapıtlar kaleme almazlar, ‘günün anlam ve önemini belirten’ şiirler yazmazlar, onların deyim yerindeyse kendi gündemleri vardır. Bu gündemin zamandan bağımsız olduğunu söylemiyorum, ama zamanında alkışlanacak, övülecek, göklere çıkarılacak gözde konulardan, başat imgelerden uzak durduklarını da düşünüyorum.
Dalgacı (Şiir) – Ahmet Günbaş Sayfa:59
Gramerciler: Anlatının İktidar Dansı – Şebnem Şenyener Sayfa:60
Yerde ekmek kırıntılarına dadanan bir güvercinin kanadı, 1977 Taksim meydanındaki gibi çırptı bir anlığına. Pennsylvania caddesindeki asfalt, beton hükümet binaları, başkanlık yürüyüş parkurunu kordonlayan demir parmaklıklar, güneş ve soğuk altında umut ile yüklü, ağır göründü.
İkinci Zaman (Şiir) – Ahmet Ada Sayfa:61
Aklın Alışkanlarına Bir Edebi Hücum – Mahmut Temizyürek Sayfa:62
Batı’da Sokrates’in varlığı ve ölümü Batı’nın batıllığına karşı savaşta olmadı mı? “Logos” ile “mitos”un savaşına döndü bu savaş, “akıl” ile “batıl”ın bir savaşına. Batı’da başka bir durum da yaşandı. Batı’nın Hint’ten, Çin’den başlayarak Doğu’dan öğrendiği asıl başka bir anlatı becerisi var ki, o da “dönüşümler” üzerinedir; bu yeni yaratılarla gelişti, dönüştü, zenginleşti.
Kadının Tinsel ve Cinsel Uyanışı – Hande Öğüt Sayfa:65
Doğal bir bağlaşıklık içindeki feminen gotik kurguyu çoğu eleştirmen ve araştırmacı yazar gotik türün kendisine sonradan eklediği yapay bir bileşim olarak değil, gotiğin doğasında varolan bir taze kan olarak görmektedirler. “Öteki”, yani dişi olan, gotik anlatının en eski dönemlerinden beri “özne” olabilme savaşını vermektedir.
Patolojik Şiir (Şiir) – Yılmaz Arslan Sayfa:66
Kendi Kendini Yok Etme Sanatı ve Edebiyat... – Burcu Başar Sayfa:68
Herkes bu işte ilk olarak edebiyatı ve yazarları suçlamaya çok hevesli gözüküyor. Fakat dünyada en çok intihar eden meslek grubu onlara ait değil. Tüm dünyada intihar oranı en yüksek meslek dişçilik. Bunları az bir arayla doktorlar ve müzisyenler izliyor. Yazarlar listenin oldukça altında, fakat intihar etmiş yazarlar ve şairler arasında yapılan bir araştırmaya göre şairlerin intihar etme oranları romancılara oranla bir hayli yüksek. Her şeyin bir istatistikten ibaret olduğu günümüzde her birimiz yaşarken nasıl bir sosyal güvenlik numarası, bir banka numarasıysak öldüğümüzde de bir istatistiğin parçası olmaktan kurtulamıyoruz.
Rimbaud’nun Seyir Defteri – küçük İskender Sayfa:73
Mayısla hep bir alıp veremediğim var benim; yılda bir kez iletişim kuran bunak karı koca gibiyiz onunla. Koklaşıyor muyuz, dövüşüyor muyuz / belli belirsiz; tasvirinde zaviye kaybı söz konusu. Katlanmak demek en doğrusu. Hem gönül eğmek anlamında, hem de bir kat hüzün, bir kat neşe döşenen börek ayarında katlanmak. Mayısın ayarını başkaları bozduysa benim suçum ne? Mayıs kimilerine yazın kapısıyken, kimilerine sözlük anlamıyla dışkı; hem de körkorkaranlık kışın dışkısı işte. Dışkının daniskası hatta!
Bir Kadının Gözüyle İntiharın Elleri (Öykü) – Yıldız Mönüklü Sayfa:74
Süt (Şiir) – Harun Atak Sayfa:76
Kod Adı Öteki (Şiir) – Rahman Yıldız Sayfa:76
Felek Suresi (Şiir) – Caner Önal Sayfa:77
Edebiyat Komiseri – Krimonolog Dr. Kemal Şahingözlü Sayfa:78
MAYIS 2009 - KİTAP EKİ
Erdal Öz: Unutulmaz Bir Atlı BÂKİ ASİLTÜRK 1
Kasırganın Gözü MELİKE AYDIN 4
Türk Siyasetinin Yapısal Analizi-I MUHAMMED AYDIN
İncir Ağacının Ölümü GÜRSEL AYTAÇ 8
Ana Metne Taşınan Dipnotlar SEDA UYANIK 10
Tragedyadan Şiire... HİKMET TEMEL AKARSU 11
Hukuk, Ahlak ve Siyaset Üzerine ÇİĞDEM UTLU 12
Adnan Özer ile Söyleşi ERDEM ÖZTOP 14
Asla Kimseyi Öldürmedi Benim Babam ZÜLAL GÜNEY 16
Tozlu Raf DENİZ DURUKAN 18
Günü Gününe Şiir Günlüğü GÜLTEKİN EMRE 20
Yeni Yayınlar REYHAN KOÇYİĞİT 22
Anasayfa   |   Tarihçe   |   Varlık Dergisi   |   Kitaplar   |   İletişim
Copyright © 2017 VARLIK YAYINLARI